Awewes Argan Yağı Keratin Nemlendirici Onarıcı Şampuan ile geldim bugün. Bazı ürünlerin blogumda yer almasını istiyorum. Bu şampuan da onlardan biri. İsterseniz hemen başlayalım.
Awewes Argan Yağı Keratin Nemlendirici Onarıcı Şampuan
Kremiva Yüz Yıkama Kopüğü - Kremiva Güneş Kremi
Yeni tanıştığım bir marka ve onun iki ürünü ile geldim. Kremiva ürünlerinden bahsedeceğiz bugün. Birincisi Kremiva Yüz Yıkama Köpüğü. Tam adı şöyle geçiyor: Kremiva Salisilik Asit İçerikli Arındırıcı Yüz Temizleme Köpüğü. Diğer ürün ise Kremiva Güneş Kremi. Onun da tam adı Kremiva Yüksek Koruma ve Nemlendirici Etkili Invisible Güneş Koruyucu Krem. Hemen ürünlerin özellik, vaat ve bendeki izlenimlerine bakalım.
Kremiva Yüz Yıkama Köpüğü
Ürün 150 ml sade ve şık bir ambalajda.Hedefi: Nazik temizlik, ferahlık, günlük konfor. Vaatleri ise tam olarak şöyle belirtilmiş: Gün boyunca ciltte biriken yağ, kir ve çevresel kalıntılar, sağlıklı bir cilt görünümünün önündeki en büyük engellerden biridir. Kremiva Arındırıcı Yüz Temizleme Köpüğü, cildi nazikçe temizlerken ferah ve konforlu bir his bırakmak üzere geliştirildi. Köpük formu sayesinde ciltle kolayca temas eder, durulaması pratik ve keyifli bir temizlik deneyimi sunar. Temizlik sonrası ciltte gerginlik hissi oluşturmaz; aksine nefes alan, yumuşak ve taze bir his bırakır.
Ürün, salisilik asit aloe vera ve panthenol içeriyor.
Ben nasıl kullandım, hangi sebeplerle kullandım onu anlatayım. Cildi hafif ıslatıp avucuma aldığım köpüğü, göz çevresi hariç yüzüme ve boynuma uyguluyorum. Masaj yapar gibi. Ardından da duruluyorum.
Hem günlük cilt temizliği hem de ten makyajı kalıntıları için denedim. Her ikisinde de sonucu gayet başarılı buldum. BB krem allık ve bronzer olan ten makyajımı gün sonu gayet başarılı şekilde temizledi. Cildim kuru, buna rağmen kurutmadı. Gerginlik hissettirmedi, herhangi bir soruna sebep olmadı. Cildimin sağlık görünmesi de bonus.
Genel olarak üründen memnun kaldığımı söyleyebilirim. Yazımın girişinde de belirttiğim gibi bana ait tecrübe, bana ait izlenim bunlar.
Kremiva Güneş Kremi
Bu ürün 50 ml boyutunda tüp ambalajda. 50+ SPF var. Yeni nesil UV filtreleri ile cilt bakımını desteklediği belirtilmiş. Ceramide NP, Vitamin E ve panthenol içeriyor.
Marka bu ürün hakkında şunları demiş; Kremiva Leke Karşıtı Güneş Kremi SPF 50+, cildinizi günlük güneş maruziyetine karşı yüksek koruma ile desteklerken aynı zamanda bakım rutinini tamamlamaya yardımcı olur. Hafif ve görünmez yapısı sayesinde beyaz iz bırakmaz, ciltte maske etkisi oluşturmaz. Günlük kullanıma uygun dokusu ile makyaj altına rahatlıkla uygulanabilir ve gün boyu konforlu bir his sunar.
Şimdi gelelim benim deneyimime. Yapısı hafif, uygulaması kolay ve ciltte ağırlık yapmıyor. Kolay bütünleşiyor. Makyaj altında da kullanımı gayet başarılı, gün içinde makyajı kusturmuyor. Tek başına kullandığımda nemlendirmesi de hiç fena değil. Sadece mevsimden dolayı güneş koruması testini henüz yapamadım. Ürünü bitirmedim, yarısını sakladım yazın kullanacağım o zaman da yazıyı düzenleyeceğim.
Hemen hatırlatmakta fayda var; marka ürünleri paraben içermiyor, hayvanlar üzerinde test edilmiyor.
Beni tanıyanlar, cilt bakımına verdiğim önemi bilir. Soranlara hep söylerim, bu yazıyı okuyanlara da söylemek istiyorum; eğer sadece iki ürün kullanma imkanınız varsa biri cilt temizleme ürünü olsun, diğeri güneş kremi. İyi temizlenmemiş bir cilde hangi bakımı yaparsanız yapın iyi sonuç alamazsınız. Ama kötü sonuç alabilirsiniz. Mesela sivilceler, komedonlar. Temizlenmemiş cilde bakım ürünleri sürülürse gözenekler üst üste tıkanmış olur ve kaçınılmaz sonuç gerçekleşir. Bazı insanlar da bunun sonucunda "şu kremi kullandım sivilce yaptı" gibi şikayetlerde bulunurlar, kendilerinde hiç suç yoktur çünkü:))
Neyse, mesajımızı da verdiğimize göre hemen Kremiva ürünlerini nereden alırsınız, nereden incelersiniz link bırakayım size. TAM BURAYI tıklayabilirsiniz.
Yeni bir yazıda görüşmek üzere.
Keratin Bakımının Faydaları Evde Keratin Nasıl Yapılır?
Selam hepinize. Dünkü Instagram paylaşımıma gelen sorular sebebi ile bu hemen bu yazıyı hazırlamak istedim. Keratin bakımının faydaları, keratin bakımı gerçekten işe yarıyor mu, keratin bakımı evde nasıl yapılır gibi çok fazla soru geldi. Bir de keratin bakımı hakkında yanlış bilinen şeyler olduğunu fark ettim. Tek bir yazıda anlatmak istedim.
Yazımın başında hemen belirteyim yazacaklarımın hepsi kendi tecrübelerim. Sağlık önerisi veya başkasının deneyimi değil. Yıllardır kullandığım keratinin bendeki etkilerini gözlemlerimi anlatacağım.
Saçım ince telli, tüy tüy olan saçlardan, bir çoğunuz zaten biliyorsunuz. Her zaman en doğal halimi paylaştım sizinle. Uyanır uyanmaz bile görmüşlüğünüz olmuştur beni:)) Düz olmasına rağmen hiç bir zaman fön çekmeden düzgün at kuyruğu topuz bile yapamam. O temiz görüntü için çok zaman harcarım keratinin saçımdaki etkisi geçtiyse. Şimdi soruları yanıtlayayım.
Keratin Bakımının Faydaları
Benim için en önemli olanı saçı pürüzsüzleştirmesi. Bunu da saça sabitleyerek biz yapıyoruz, onu da anlatıcam. Daha dirençli hale getirdiğini düşünüyorum saç tellerini. Saç daha kolay şekil alıyor, daha temiz duruyor. Saçın koparak dökülmesini azalttığını düşünüyorum. Bakın detaya dikkat! Saç dökülmesini engelliyor demiyorum. Koparak dökülmesiniz azaltıyor. Püskül gibi, tüy gibi görünüm gidiyor. Yıkayıp aşağı doğru hareketlerle kuruttuğunuzda ayrıca fön çekmeye zaman harcamıyorsunuz.
Keratin Bakımı Gerçekten İşe Yarıyor mu?
Bu biraz beklenti ile alakalı. Benim kendi saçlarımla ilgili tüm isteklerimi karşılıyor. Eğer saçları çok kıvırcık olan biri keratin yüklemesi yaparsa saçı dümdüz olur mu? Sanmıyorum ama keratin yaptıktan sonra kendisi düz fön çekerse daha kolay olur istediği sonuca ulaşması ve saçın direnci artar diye düşünüyorum.
Keratin Bakımı Evde Nasıl Yapılır?
Öncesinde saçımın temiz olması lazım ve hafif nemli. Eğer boyama işlemi yapılacaksa o da daha önce yapılmalı. Çünkü keratin üzerinde yapılırsa her ikisi de gereken etkiyi göstermeyebilir. Boya kasesine saçımın boyuna göre keratin ürününü alıyorum. Fotoğrafta gördüğünüz saçıma yarım çay bardağı kadar gayet yeterli oldu. Saçların diplerine ve saç derisine dokunmadan, boya sürer gibi tutamlara ayırarak saça uyguluyorum. Burada dikkat etmem gereken boya kadar fazla değil parça parça sürüyorum, tarıyorum. Taradığımda zaten sürdüğüm ürün saç tellerinin tamamına gelmiş oluyor. Çok fazla sürersek ki ben bunu yıllar önceki ilk denemelerimde yaptım, hiç tavsiye etmem. Saçın tamamına dediğim gibi uyguladıktan sonra tekrar tarayıp 20 dakika kadar bekliyorum. Fön makinesi ve fırça ile mümkün olduğu sıkı bir fön çekiyorum. Ardından düzleştirici ile birkaç defa üzerinden geçiyorum, en yüksek ısıda. Bu sıcaklık işlemleri ile keratini saça sabitliyoruz. Bu andan itibaren saçımı en az iki gün yıkamıyorum, hatta üç gün. Toka takmıyorum toplamıyorum, çünkü toka izi olur ve emekler boşa gider. Keratin yüklemesi yaptıktan sonra tuzsuz şampuan kullanmak keratinin ömrünü uzatıyormuş ama bunu ben denemedim.
Keratin Hakkında Yanlış Bilinenler
Instagram hikaye paylaşımımdan sonra fark ettim bu yanlış bilinenleri. Böyle bir yazı yazarken de anlatmak istedim. Keratin saç dökülmesini durdurmaz. Çünkü dibe uygulamıyoruz. Saç derisine sürecek kadar güvenilir olduğunu düşünmüyorum. Sadece koparak dökülmeleri azaltabilir.
Benim şu anlattığım keratin bakımının, içinde keratin bulunan şampuan ve kremlerle bir alakası yok. Keratinli şampuan kullanan bir takipçim "ben bu kadar uzun tutmuyorum saçımda hemen yıkıyorum" yazmış mesela. Aynı şey değil. Keratinli şampuanların keratin katkısından emin değilim. Amabalajları dolduranlar belki kutuların içine "keratin" diye fısıldamıştır. O kadar yani.
Keratin kıvırcık saçları dümdüz yapar mı diyenler var, yukarıda da dediğim gibi sanmıyorum. Tecrübe eden biri varsa yazarsa hep birlikte öğreniriz.
Kuaförünün keratin bakımı sonrası yıkamama uyarı yapmadığını söyleyenler var. Benim kuaförüm de bana böyle bir uyarı yapmazdı. Bakımı yapar, çok iyi de bir fön çekerdi. Ben de harika bir iş çıkardığını zannederdim. Sonra kendim yapmaya başlayınca araştırınca neden kalıcı olmadığını bu şekilde anlamış oldum. İyi bir kuaför bu bakımı yapmadan da pırıl pırıl bir fön çekebilir:)
Hangi Marka Keratin?
Bir de hangi marka kullandığım sorulmuş. Bugüne kadar birkaç marka denedim. Şimdi isim vermeyeyim, reklam açıklaması yapmak zorunda kalmayayım. İsteyen Instagram'dan yazabilir bana. @huzunsarisiblog hesabıma, oradan seçenek verebilirim.
Çok pahalı mı diyenler var. Çok ucuz olanı da var çok pahalı olanı da. Benim sevdiğim ortalama bir fiyat diyebilirim. Sadece içinde formaldehit olmasın ona dikkat edin. Bu kimyasal içerik hem saçı uzun vadede yıpratır hem de kokusu ile boğazınızı tahriş eder gözlerinizi yakar.
Konu ile ilgili benim aklıma gelenler bunlardı. Sizin sormak istedikleriniz olursa yorumlarda buluşuruz.
Yeni bir yazıda görüşmek üzere.
Sevgiler
Duru Body Scrub Crystal Dus Jeli Yorumum
Duru Body Scrub Crystal Duş Jeli ile geldim bugün. Uzun zamandır benzer bir ürün yorumlamıyordum ama bu ürünü kullanınca kesinlikle sizinle yorumlarımı paylaşmam gerektiğini düşündüm.
Hemen başlayalım. Bilirsiniz hem yüz hem de vücutta peeling kullanmayı seviyorum. Bunu sizin gibi kardeşlerim de çok iyi bilir ve ürünü görünce Ayaz 'ablam sever' diyerek almış. Ürün ne zaman çıktı bilmiyordum. Yorumlara bakınca 2024'ün sonlarında kullanmış olanları gördüm. Neyse gelelim ürünün özelliklerine ve benim fikirlerime.
Farklı çeşitleri var ama bendeki Crystal olan. 450 ml boyutunda. Peeling değil, peelingli duş jeli onu belirteyim.
Özellikleri şöyle anlatılmş: "Fransız parfüm notalarıyla geliştirilmiş kalıcı parfüm kokusu, Yoğun tanecikler ile derinlemesine arınma ve nemlendirme etkisi, Ciltte highlight etkisi oluşturur.Tırnak Bakımı ile İlgili Yaptıklarım Püf Noktaları
Daha evvel defalarca bahsettiğim tırnak bakımı ile ilgili yaptıklarımı sizinle bu defa daha detaylı paylaşmak istedim. Aslında biraz kozmetik bakımın dışına çıkacağız bu yazıda. Fotoğraflarda marka isimlerini kaybettim, çünkü bu yazıda marka belirtmeye gerek yok.
Çok kırılgan tırnaklara sahip olmama rağmen onlara çok iyi bakarak bir çoğunuzun beğendiği tırnaklara sahip oldum hep. Tırnaklarımı 19 yaşımdan uzatıyorum. Sadece iki çocuğum doğduktan sonra endişeye kapılıp zarar verir miyim düşüncesi ile toplam iki defa bilerek kestim. Onun dışında hep farklı boyutlarda ama uzun tırnak kullandım.
Son zamanlarda bu ince tırnaklarım beni yine üzmeye başladı. Bakımlar tamam ama eksik olan bir şey var. O arada ağır bir grip geçirdim, şu influenza dedikleri virüs. Doktor tahlil yapalım dedi. Bu hastalıktan önce de halsizliğim çok artmıştı. Çabucak yorulur hale gelmiştim. Ramazan ayında beyaz un ve şeker olayını abarttığım için bu hale geldiğimi düşünüyordum. Şeker ve beyaz un beni halsizleştirir, yıllardır yaşarım bu durumu. Neyse, memnuniyetle kabul ettim tahlil yaptırmayı. Sonuçlar gelince ciddi anlamda şok geçirdim. Konumuzla ilgili olanlarından örnek vereyim hemen.
Demir mesela; referans değeri 60-180 ama benim sonuç 26
Ferritin, yani demir deposu; 11-307 arası olması gerekiyor benim 5.4
B12; 178-1195 olması lazım benim 164
Bunun yanı sıra üç aylık şekere bakıldı o da yüksek çıktı.
Özellikle anemi boyutuna gelmiş bir kansızlık yaşıyorum ama ben bu işleri bildiğim halde hala tırnak bakımı yapıyorum, sağlığımı sorgulamıyorum.
Bu konuda yalnız olmadığımı yıllardır bana gelen mesajlardan da anlıyorum. Takipçim tırnaklarının sürekli kırıldığını, katlara bölünerek ayrıldığını söylüyor, ürün önerisi istiyor. Tahlil yaptırdınız mı diyorum, hayır diyor sonra yaptırıyor benim gibi sonuçlarla geliyor. Bakın herkesi uyardığım halde benim başıma gelince aklıma bile gelmedi. Farklı bir hastalık olmasa bu tahliller yapılmayacak ben hala bakım kürleri uygulayıp düzelmeyi bekleyeceğim.
Şimdi doktorun verdiği haplarla bu değerleri yükseltmeye çalışıyorum ancak bana kalırsa enjeksiyon daha iyi etki ederdi. Haplarla normale dönmek ne kadar sürecek kaç ay sürecek hiç bir fikrim yok.
Sonuç olarak tırnak kırılması saç dökülmesi kozmetik ürünlerle düzelmez bu ürünler ancak katkı olur. Öncelikler değerlerimize baktırıp tam olup olmadığından emin olmamız lazım. Diyelim ki her şey yolunda ama benim gibi kırılgan ince tırnaklara sahipsiniz o zaman ne yapacaksınız? Kısaca kendi yaptıklarımdan bahsedeyim.
Su ile mümkün olduğunca az temas etmeye çalışıyorum. Temizlik vs eldiven kullanmaya çalışıyorum. Haftada bir gün ya da 10 günde bir gün, zeytinyağı ve limonla ılık su hazırlayıp ellerimi içinde bekletiyorum, sıkılana kadar. Ojesiz tırnak korumasız olur kırılmaya daha müsait olur. Gelişi güzel de olsa oje sürüyorum. Oje altına baz sürmek de tırnakları korumanın iyi bir yolu. Renkli oje olmasa da bir cila sürmek lazım en azından. Nemlendirmek de önemli. Hem el kremi hem tırnak yağı ya da kremi kullanmaktansa el ve tırnak için hazırlanmış kremler daha pratik oluyor.
Bu kozmetik bakımlar yapıldığı süre içinde tırnaklarınızı korur bunu hatırlatmakta fayda var. Kullanmayı bıraktığınızda eski haline döner her şey. Yani hiç birinin kalıcı etkisi yok. Var diyenlere inanmıyorum açık söyleyeyim.
Yine aklıma geldikçe ekleme yaparım. Sizin de sormak istedikleriniz varsa gerek buradan gerek Instagram hesabımdan sorularını yanıtlarım.
Yeni bir yazıda görüşmek üzere
Sevgiler
GSA Natural Saf Biberiye Suyu - GSA Natural Saf Papatya Suyu
Yeni bitirdiğim ve sizlerle paylaşmak istediğim iki ürün ile geldim bugün. GSA Natural Saf Biberiye Suyu ve GSA Natural Saf Papatya Suyu. Her zamanki gibi önce özellikleri ve vaatlerinden bahsedeceğim, ardından da kendi yorumlarımı yazacağım. Ürünler marka hediyesidir.
GSA Natural Saf Biberiye Suyu
GSA Natural Saf Papatya Suyu
HC Care Kaş ve Kirpik Serumu
HC Care Kaş ve Kirpik Serumu ile tanıştım, sizi de tanıştırmak istedim. Markanın böyle bir ürün çıkardığını görünce çok sevindim, çünkü HC Care ürünlerinin bir çoğunu denedim. HC Complex ve aydınlatıcı peeling başta olmak üzere birçok ürününü severek kullandım, faydasını gördüm. Kaş kirpik serumunun da o derece başarılı olacağına eminim.
Hemen fazla uzatmadan ürüne geçeyim. 6 ml boyutunda cam şişede. Oje şişesi gibi. Sünger uçlu bir aplikatörü var. Yine dışı bildiğimiz HC Care tasarım kutusu.
Fotoğrafta gördüğünüz gibi kaşımda bir boşluk var, bu halde çektim fotoğrafı ve hemen kullanmaya başladım. İlk izlenim olarak gözlerimde yanmaya sebep olmadı. Uygulaması da kolay, aplikatör işlevsel.
Vaatlerinde şöyle diyor: İçerdiği doğal bileşenlerle kıl köklerini besleyerek uzatan, güçlendiren ve dökülmelerini engellemeye yardımcı güçlendirici kaş ve kirpik serumu.
İçeriği de şu şekilde anlatılmış.
Hyaluronik Asit: Cildi nemlendirerek kuruluktan dolayı oluşan dökülmeleri engellemeye yardımcı olur.
Procapil: Zeytin ağacı yapraklarından elde edilen vitaminli bir matrikin ile apigenin ve oleanolik asidin birleşimidir. Kıl kökü foliküllerinin üzerinde koruyucu ve onarıcı etki sağlayarak dökülme sürecini yavaşlatır.
WkPep Pro-Lash: Bimatoprost ve Minoksidilden daha güçlü etkiye sahip kirpik büyümesi üzerinde çalışan etkili bir peptid kompleksidir. Kirpiklerin daha kalın ve uzun olmasına yardımcı olur.
Redensyl: Saç,kaş ve kirpik dökülmesine karşı en yeni buluş ve kıl ekimine en iyi alternatiftir. Redensyl kıl kökü büyümesini desteklemek için kök hücreleri yeniden aktive eden 4 molekülün sinerjik bir karışımıdır.
Cellactive : Kıl köklerini güçlendirerek kalitesini iyileştirir ve sertleşmelerini sağlar.
PRODEW 500: Kıl kökleri için yeni bir teknolojiyle geliştirilen amino asit karışımıdır. Ciltte olduğu gibi, kıl köklerinde doğal olarak bulunan serbest amino asitlerin varlığı ve rolü önemlidir, dışarıdan uygulanan amino asitlerin kıl kökleriyle etkileşime girerek nemlendirme, yapıyı güçlendirme, renk koruma ve kıl kökü hasarını onarma gibi çeşitli kozmetik etkiler ürettiği bilinmektedir.
Bitkisel Keratin: Kaş ve kirpikleri besleyerek uzamasına ve gürleşmesine destek olur.
Ürün hakkında edindiğim bilgiler ve ilk izlenimim bu şekilde. Kullandıktan ve yeterli kanaate ulaştıktan sonra yazımı güncelleyeceğim.
Yeni bir yazıda görüşmek üzere.
Sevgiler
Cosmogenesis Labs Yaşlanma Karşıtı Gece Kremi Yorumlarım
Cosmogenesis Labs Yaşlanma Karşıtı Gece Kremi yorumlarım ile geldim bugün. Özlemişim ürün incelemesi yazmayı, bakın nasıl da heyecanlandım. Hemen başlayayım.
Cosmogenesis markasını ilk kaş kirpik serumu ile tanımıştım, sonra da bu gece kremini kullanmaya başladım. Ürün neredeye bitmek üzere ve yazmak istedim. Öncelikle biliyorsunuz ben alın mutlaka alın yorumları yapan biri değilim. Bende etkilerini yazarım herkes ona göre kendi beklentilerine göre değerlendirmesini yapar.
Ürünü kendim aldım reklam filan da değil onu da atlamadan yazayım çünkü yazmak gerekiyormuş.
Bu gece kremi 50 ml boyutunda cam kavanozda. Kıvamı yoğun ancak uygulaması çok kolay. Gece rutinimde kullanıyorum. Merak edenler için sıralamayı hemen yazayım; cilt temizliği, tonik serum ve gece kremi.
Biraz içeriğinden bahsedeyim şimdi de ilgilenenler için. Hyaluronic acid (%2), Centella asiatica, skualen ve peptitler.
Vaatleri ise yaşlanma karşıtı, kırışık azaltma, nemlendirme ve dolgunlaştırma.
Kuru bir cilde sahibim ve bunun için sürekli bakım uygulamak zorundayım, aksi halde ağız kenarlarında kuruma pul pul soyulma bile oluyor. O sebeple de çok iyi nemlendirmem şart ve buna uygun ürünler seçmek zorundayım.
Bu anlamda bu ürünü gerçekten çok beğendim. Sabah uyandığımda cildimdeki nemi hissetmek her üründe göremediğim bir özellik. İnşallah içerik ve oranlarında değişiklik olmadan ürün ile buluşmaya devam ederiz.
Güncelleme: Deeptone yorumu yani uyarısı üzerinde hemen bir güncelleme yapmak istiyorum. Marka vegan ayrıca tüm testlerden geçmiş.
Markanın kaş kirpik serumunu da mutlaka yazmayı planlıyorum.
Sizin sormak istedikleriniz varsa yorumlarda buluşuruz.
Yeni bir yazıda görüşmek üzere
Sevgiler
Saten Yastık Kılıfları İşe Yarıyor mu?
Deneyimledim ve yazıyorum. Saten yastık kılıfları işe yarıyor mu? Umarın sorunun cevabını arayan bloga ulaşabilir.
Eskiden Buralar Dutluktu
Böyle bir başlık seçtim, bir yıl aradan sonra yazdığım ilk blog yazıma. Çünkü evet, gerçekten eskiden buralar dutluktu.
Bu yazıyı, bana Instagram'dan gelen sorular üzerine yazma kararı aldım. Hem toplu bir cevap vereceğim, hem de içimi dökeceğim. Bu soruları tahmin edersiniz ki buralarda aktif olduğum zamanlardaki takipçilerim sordu. Yeni takipçilerin böyle bir platformdan haberi bile yok. Blog nedir diye sorsanız Instagram hesabı gösterirler size, çünkü bir çoğu bilmiyor. Kısa başlıklar altında toparlayayım şimdi.
Neden blog yazmıyorum?
Yazmıyorum doğru; içimden gelmiyor. Yazmayı yazarak kendimi ifade etmeyi seven biri olarak soğudum diyebilirim. Şu blog 11 yıldır var ve çok emek verdim. Instagram'da kendine blogger adını verip dolaşan kişilerle çok mücadele ettim. Bazen tek başıma bazen birkaç yakın arkadaşımla ama olmadı engel olamadık. Her şeyin samimiyeti o noktada bitti. Blog sahibi olanlar da aynı akıma dahil olup, bloglarını terk edince biz bir elin beş parmağını geçmeyen kişi bakıp kaldık olaylara.
Dediğim gibi samimiyetini yitirdi her şey. Biz bir ürünü alır inceler yorumlarımızı yapardık, detayları ile anlatırdık. Bir şampuandan bahsediyoruz diyelim, beğendiğimizi söylerken ya da beğenmediğimizi söylerken saç tipimizi bir şampuandan beklentimizi anlatırdık. Okuyan da kendi beklentilerine göre karar verip değerlendirirdi. Ya şimdi? Ürünü paylaşıyor hatun kişi, alın aldırın muhteşem bir ürün diyor ve görevi bitiyor. Neye göre kime göre muhteşem? Detay veren yok, soran da yok zaten. Onun derdi markadan o ürünü ücretsiz alıp, yine markaya verdiği sözü yerine getirmek yani övmek.
Bana da markalardan ürünler geldi, hala da gelir nadir olsa da. Ben gözümde sorun çıkaran ürün ile yaşadıklarımı yazdığım için marka bana dava açacağını, acilen yazıyı revize etmem gerektiğini söyledi. Asla kabul etmedim, yazı hala durur bu blogda.
Diyeceğim o ki Instagram icat oldu mertlik bozuldu, orası keşke bir fotoğraf paylaşım platformu olarak kalsaydı.
Anlayacağınız buz gibi oldum 11 yıllık emeğimin olduğu bu blogdan. Yalnız az sayıdaki aktif bloggerlardan Yeliz'in Keşifleri son zamanlarda blogunu güncel tutuyor, onu görünce yazsam mı yeniden acaba diye düşünmüyor değilim:))
Neden hediyeleşme etkinliği yapmıyorum?
7 yıl boyunca her yılın sonunda yaptım bu etkinliği. Amacım hem biz blog yazarları bir arada olalım, hem güzel anılar biriktirelim. Blog yazarlığı unutulmasın vs. Bu kadar blog yazarı bir araya gelmişken de bir sponsor belirleyelim o da günümüze renk katsın gibi düşüncelerimdi. Ama 7 yıl boyunca her etkinlik sonunda pişman oldum.
Etkinlikte ikram edilen yemekleri az bulup "aç kaldık" diyeni de duydum, tabaktaki yiyecekleri fazla bulup "ıyyy" diyerek yüzünü buruşturanı da gördüm. Etkinlik zamanı yaklaşırken bana yakın duran blogger arkadaşlar, etkinlik bittikten sonra mesafeyi çizdi buna da şahit oldum. Her etkinlikte aynı kişileri çağırmak istemediğimden arada değişik isimleri konuk ediyordum. Buna darılıp küsenler de oldu, ana sınıfı öğrencisiyiz sanki. Bir de bu etkinlikler için markalardan para aldığım konuşulmuş bu bana aşırı iğrenç geldi. Ayıp!
Markalara gelirsek; acaba kaç blogger etkinliğinde gazetede haber oldular? Etkinlik sonu blogger yazıları tüm paylaşımlar gazete görüntüleri raporlayıp gönderdiğim bazı markalar teşekkür bile etmedi. En ucuz reklam yöntemi olan bloggerlar nasılsa kullanıldı işleri bitti değil mi?
İşin özü cebimden para harcayıp yaptığım bu etkinliklerin bana sadece zararı olduğu için ve böyle bir konuda artık üzülmek istemediğim için bu seriyi sonlandırdım.
Neden Instagram'da aktif değilim?
Doğrudur, sadece beni içten takip eden insanlar için arada hikaye paylaşımı yapıyorum çok nadir de akış paylaşımı yapıyorum.
İlk sebebi o kadar takipçiye rağmen etkileşim gösteren insanların az olması. Mesela bir hikaye paylaşıyorum 1000 kişi görüyor, akış paylaşımı yapıyorum 5000 kişi görüyor 100 kişi beğeniyor. Neden? Hikayeme bakan kişiler sadece izlemekle yetiniyor. Etkileşim yok asla. Özellikle belirtiyorum bazen "akışta paylaşım yaptım hadi gelin" diyorum. Bu yazımı görüp yine de beğeni yapmıyorlar. Ben orada kendi kendime paylaşım yapıyormuşum, tüm takipçilerim sahteymiş gibi olmuyor mu sizce de?
Beğeni ya da yorum zorla yapılmaz ama hiç beğenmediğin birini de takip etmezsin. Takip ediyorsan da destek olursun bence.
İkinci sebebi ise şu reklam yazma konusu. Asla tam olarak netleşmeyen, sakıncalı olan durum hangisi nerede ne yazmalıyız asla tam olarak bilemediğimiz durum. Bilirsiniz size gösterdiğim çoğu ürünü kendim alıyorum. Para karşılığı hiç bir marka ile çalışmıyorum. Durum böyle iken risk almak da istemiyorum işin açığı.
İlgili platformlarda aktif olmayışımı size anlatmış oldum sanırım. Aklıma farklı bir şey gelirse yazımı güncellerim. Sizin de sormak istedikleriniz varsa yorumlarda buluşuruz.
Kiwi IPL Lazer Epilasyon Cihazı
Kiwi IPL Lazer Epilasyon Cihazı bugünün konuğu. Ürünün tam adı Kiwi KEP 6833 Pro IPL Lazer Epilasyon. Youtube için videosunu çekmiştim, yazımın sonuna eklerim ama blogumda da olsun istedim. Kiwi lazer epilason cihazı kullanımımı ve şimdiye kadar yaşadığım tecrübeyi anlatayım size.
Cihaz bir çoğunuzun bildiği gibi küçük ve ergonomik. 900 bin atış vaat ediyor. Farklı kademeleri var atış için. ^Yaklaşık 3 saniye ara ile atış yapabiliyorsunuz. İsterseniz manuel, isterseniz otomatik olarak.
Ürün tanıtımında her bölge için kullanılır dese de kullanım kılavuzunda biraz kısıtlama var gibi.
Hiç uzatmadan gelelim benim Kiwi lazer epilasyon cihazı yorumuma. Yaklaşık 3 aydır kullanıyorum. Hangi bölgelerde kullandım? Bıyık bölgesi, koltuk altı, çene, bacaklar ve bikini bölgesi. Hangi sıklıkta kullandım? Ortalama haftada bir. 3 Aylık kullanımda kaç toplam kaç atış yaptım? Tahmini 70 bin.
Bendeki etkileri şöyle: Önce mutlu edenleri söyleyeyim dudak üstünde yani bıyık bölgesinde yan taraftaki birkaç tüy kıl şeklinde çıkardı. Artık öyle bir durum yok. Ve inanılır gibi değil, tüylerin çıkış süresi fazlalaştı. Yani eskiden birkaç günde bir kontrol ederdim mutlaka bir yerden bir şekilde çıkardı tüyler. Şimdi daha seyrek çıktığı gibi, belli belirsiz çıkıyor. Çene kısmımda da aynı şekilde diyebilirim. Oradaki tüylerin bir kısmını ben elimle çekerek kıl haline getirmiştim zamanla. Şimdi onlar da çok seyrek çıkıyor ve hemen çıkmıyor. Bunlar, bu cihazda en sevdiklerim...
Bir de sevmediklerim var ki kalın tüylerde 'tüyleri alma' anlamında işe yaramıyor. Sanki eritiyor ama yerinden sökülmesini sağlamıyor. Bunu da şöyle düşündüm; acaba bazı güzellik merkezlerinde olduğu gibi tüyleri keserek aldıktan sonra uygulansa, acaba kökleri görüp yok eder mmi? Şimdi bu aşamadayım. Bu deneyimin de sonucunu yazıyı güncelleyerek sizlerle paylaşırım.
Sevmediğim bir özelliği de 3 saniyede bir atış yapıyor olması. Sürekli acelesi olan biri olarak o üç saniyeyi beklemek bana çok zor geliyor. Minik bölgelere atış yapıyorsunuz ve her defasında 3 saniye bekliyorsunuz. Bir bacak kaç dakika sürer tahmin edin:))
Sonuç olarak bu epilasyon cihazını iyi ki almışım. Beklentim çok büyük olmamasına rağmen bıyık bölgesi sorunumu çözmesi bile büyük lüks benim için.
Bir de fiyatından bahsedeyim. Instagram'da alırken paylaşmıştım. Ben 2.040 lira gibi bir rakama almıştım. Ama şu sıralar oldukça düştü. Hatta A101 markete geleceği söyleniyor 1.300 liraya aklınızda olsun.
Ürünü incelemek isteyenler için
Dediğim gibi, farklı bir gelişme olursa mutlaka yazımı güncelleyeceğim.
Yeni bir yazıda görüşmek üzereTAM BURAYI tıklayabilirsiniz. Reklam değil ama reklam yazmamız lazım
Sevgiler
Bakımlı Olmak Nedir? Nasıl Bakımlı Olunur?
Çok sıradan bir başlık değil mi? Bakın bu sıradan başlığın altını nasıl dolduracağız ilerleyen satırlarda. Bakımlı olmak nedir? Nasıl bakımlı olunur? Tabii biz dış bakımdan bahsediyoruz, ruh bakımına belki çok sonraları gireriz, beni şimdilik aşıyor.
Bu yazıda, konu ile ilgili doğru bilinen yanlışlardan ve bile isteye yapılan yanlışlardan bahsedeceğim. Tecrübem dahilinde, dilim döndüğünce anlatacağım. Örnekler vereceğim, birebir yaşadıklarımı anlatacağım. Biraz dedikodu da yapmış olacağız ama durumu izah etmenin en kolay yolu örnekler üzerinden ilerlemek bana göre.
Bakımlı olmanın ilk kuralı temizlik arkadaşlar, buradan başlayalım. Dışarıdan alımlı şık görünen bir kadın düşünün. Yanına yaklaştığınızda ter kokuyor, saçları kokuyor. Bir gülüyor, kırmızı rujun altından kahve ve sigara lekeleri ile dişleri çıkıyor. Bu noktada hemen bir parantez açıp, diş kemik rengi sarı olanları hariç tutuyorum. Ben temizlenmemiş dişlerden bahsediyorum.
İlk örneğimiz bu konu ile ilgili olsun. Bir lansmanda blog camiasından tanıdığım biri ile karşılaştık, kucaklaştık. Sık ve uzun saçları burnuma girdi ve o ağır kokuyu size anlatamam. Nerede olsa tanırım, yağlı saç sorunsalı. Muhtemelen kuru şampuan kullanmış, dışarıdan saçlar kirli görünmüyor ama koku berbat. Acele ile oldu sanırım dedim. Başka bir karşılaşmada tekrar aynı şey. Anladım ki bakım fotoları videoları paylaşan bu genç kadın aslında çok iyi bakım yapmıyor. Dışarıdan baktığınızda görüntü gayet hoş. İddialı iddialı tanıtımlar vs.
Diğer bir örnek ter kokusu ile ilgili. Yine bizim camiadan biri. O kadar şık giyinir ki isim versem yalan söylediğimi düşünürsünüz. Ben de kendime inanamadım zaten.
Şimdi bu örneklerde de gördüğümüz gibi süslenmek, iyi giyinmek, kocaman konuşmak bakımlı olmayı sağlamıyor. Tüm bunlar temizlik sonrası yapıldığında muhteşem olur.
Peki insanın kendi elinde olmayan ter kokusu nasıl önlenir. Ya da doğuştan olan yağlı ten, saç olayı nasıl halledilir? Ter kokusu için inanılmaz başarılı koltuk altı ürünleri var. Banyo sonrası uygulamak yeterli. "Dur çok terledim roll on süreyim, parfüm sıkayım" demek korkunç bir hatadır. Temizlik yapılmadan bu ürünler kullanılırsa daha feci sonuçlar doğurur. Yağlı saçları olanlar da yazık ki biraz uğraşmak zorundalar. Öncelikle saç tiplerine uygun şampuanlar kullanmalılar. Ve sık sık saç diplerini yıkamalılar. Saç dipleri diyorum, çünkü asıl sorun orada. Şampuanı saç dipleri ile buluştırmak zorundalar. Özellikle işlem görmüş saçların boy ve uçları kuru olur. Yağlı saç için hazırlanan şampuanlar bu bölümleri daha da kurutur. O sebeple saç dipleri yıkanmalı son olarak da saçın boy ve uçları şöyle bir karıştırılmalı. Uzun saçlı olanlar bu konuda çok zorlanır biliyorum. Ama yapacak başka bir şey yok.
Saçların temizliğinden bakımından kısaca bahsettik, biraz da cilt bakımından bahsedelim. Bakımlı olmanın bir ayağı da cilt bakımı. Hem kuru hem yağlı ciltlere sahip olanlar ekstra bakım yapmak zorunda ama bazıları pahalı kremler alarak bunu sağlamayı planlıyor. En çok atlanılan kısımlar ise cilt temizliği ve güneş koruması.
Hemen yine yaşadığım bir örnekten bahsedeyim. Kendi işimle ilgili bir toplantıdayım. Karşımdaki hanımefendiyi yaklaşık bir yıldır görmüyordum. 30 kilo vermiş, toplantı esnasında arada onu vurguluyor, her fırsatta. O esnada cildine gözüm takıldı, yağ içinde. Kendimi nasıl zor tutuyorum söylememek için anlatamam. Bir de yakın tanıyanlar bilir, ben sol gözüm sorunlu. Buna rağmen algılarım o kadar açılmış ki hemen fark ediyorum. Yani ona şöyle demek istedim "kilo vermen çok güzel ama şu allığın altındaki kiri pası neden temizlemiyorsun" Bu durumu çok yaşıyorum, hiç üstüme vazife değil biliyorum ama imkanlar varken özellikle kadınların bu şekilde gezmesini hiç istemiyorum.
Kuru cilde sahip olanlarda da benzer sorun var. Asla ciltlerini nemlendirmiyorlar, üzerine makyaj yapıyorlar. Tüm çizgiler keskin keskin ortada. Aktardan alacakları kayısı çekirdeği yağı ile bir iki damla kullanıp ciltlerini sağlıklı gösterebilirler. Bunu ekonomik olarak kremlere para vermenin zorolduğunu söyleyenler için yazıyorum.
Her iki cilt tipi için güneş koruması çok önemli bunu her fırsatta söylüyorum. Eğer tek bir ürün kullanma şansınız varsa bu kesinlikle güneş koruması olmalı. Tabii temizlik sonrası...
Şimdi gelelim bazılarının sarı saç, platin saç tutkusuna. Korkunç, kabus gibi dolaşıyorlar yoluk yoluk saçlarla. O saçları açılmaktan pişmaniye gibi olmuş hala ne kesiyorlar ne platinden vazgeçiyorlar. Şimdi bu hanımlar bakımlı olduklarını mı düşünüyorlar? Bir arkadaşım var, yıllardır küllü sarı uzun saç kullanır. Çok da yakışıyor. Geçtiğimiz yıldı sanırım, saçlarını kestirdi. Çünkü saç rengini seviyordu. Yapılması gereken iki şeyden birini yaptı. Ve kısa olduğu halde bakımını ihmal etmez. Diğer bir örnek de kız kardeşim. O da yıllarca küllü sarı kullandı ama aşırı bakım yaptığı halde boy ve uçların yıprandığını görüp omuz boyunda kestirdi ve rengini koyulaştırdı açık kahve tonlarına geçti.
Biraz da giyim kıyafet konusundan bahsedelim. Hiç bir kadının kirli kıyafet kullanacağını düşünmüyorum, o konudan bahsetmeyeceğim. Ancak ütülenmemiş elbise gömlek vs her şeyi çöp ediyor. Ya da tozlanmış ayakkabı. Spor ayakkabıların alt beyaz yerlerinin leş gibi olması. Düşünsenize çok güzel, pırıl pırıl giyinmiş tertemiz bir kadın. Saçı başı düzgün ayakkabısı leş gibi. Güzel görünmek, bakımlı olmak adına verdiği tüm emek çöp. Bir de bedenimizi tanımadan seçtiğimiz kıyafetler var. Burada da kendimdeki eksikleri söyleyip, kendimden örnek vereceğim. Benim omuzlarım geniş değil. Bu sebeple çok beğendiğim bir elbiseyi düşük kollu olduğu için giyemem. Ya halter yaka olacak ya tek omuz olacak ki omuzlarım belli olsun. Boyum uzun görünse de bacak boyum kısadır. Bol paça bir pantolon beni paçalı tavuk gibi gösterir. Şöyle bir gömlek giyip kot pantolon içine sokamam. Çünkü ne kadar zayıf olursam olayım simit bölgem bellidir ve çirkin durur. Ayağımda ameliyat izi var bu sebeple onu kamufle edecek pabuçlar tercih ederim. Sanırım anlatabilmişimdir.
Makyaj konusuna geçelim. Herkes çok iyi makyaj yapmak zorunda değil. Bunu bu bölümün başında belirteyim. Zamanla yüzüne yakışan tarzda makyajı deneme yanılma yöntemi ile bulabilir insanlar. Ancak bazıları o kadar kötü makyaj yapıyor ki bununla çok güzel olduklarını düşünüyorlar. Çevrelerinde kimse de "bunu yapma sana yakışmıyor" demiyor. Ya da söylense de o kişi umursamıyor, bunu ben yaşadım. Kahve içmek için birkaç arkadaş toplandık. İçlerinden birine zamanın birinde bu makyaj sana hiç uygun değil, değiştirsen iyi olur demiştim. "Ben kendime makyaj yapamam ama başkasına yaparım" demişti ve bana bir göz makyajı yaptı korkunç oldum. Bildiğiniz göz kapağımı sulu boya yapar gibi boyadı. Ayıp olmasın diye sesimi çıkarmadım. Çünkü bir defa uyarmıştım, demek ki o kendini öyle iyi hissediyordu. Neyse kahve gününe gelelim. Oraya da yine abuk bir makyajla geldi. Kız kardeşim dik dik yüzüne bakıyor ısrarla. Burası çok komikti. Alamıyor gözlerini arkadaşımın yüzünden. En son kendini topladı, eğildi kulağıma "abla bu neden tokat yemiş gibi allık sürmüş" dedi bana. Gerçekten çok abartılı bir allık üstelik dağıtılamamış. Oysa ki giyimi filan çok şıktı.
Makyaj olayında bana göre en önemli husus yüzdeki fazla gereksiz tüyler. Kaşlar alınmamışsa, boşluk varsa onlar doldurulmamışsa, dudak üstünde tüyler belirginleşmişse hangi makyajı yaparsanız yapın hiç bir şeye benzemez. Düzgün kaşlar ve tüylerden arınmış bir yüze makyaj bile gerekmez çoğu zaman.
Gözleri küçük olan insanların göz içine siyah kalem kullanması, ince dudakları kalınlaştırmak için yarım santim dıştan kalem çekilmesi, kirpikler uzun kalın görünsün diye maskarayı bin kat sürüp topak topak kirpiklere sahip olunması aklıma gelen ilk makyaj hataları.
Estetik faciaları var ondan hiç bahsetmeyeyim. Birbirine benzeyen bir çok kadın. Bununla ilgili de bir anım var ama başka bir yazı ya da videoda anlatayım, konu dışında çıkmayalım.
Ojeler... En sevdiğim kozmetik ürünleri. Öncelikle tırnak kişinin kendine aitse uzun tırnak severim. Jel tırnak takma tırnak yapmam yaptırmam itici gelir. Bu şahsi fikrim. Tırnak bakımı ayrı bir şeydir özen ister. Oje kullanıyorsanız düzenli yenilemek, vaktiniz yoksa çıkarmak zorundasınız. Yarım ojelerle nasıl çirkin görünür o cağğnım eller. Zaman zaman denk geliyorum sosyal medyada. Tırnak uzun ürün tanıtıyorlar, tırnağın içinde siyah bir şey. Ya da ojelerin bir kısmı yok. Takipçiye de saygısı yok bazılarının çok çirkin.
10 yıldır blog yazıyorum, incelemelerimi sizlerle paylaşıyorum. Kozmetik konusunda tecrüben bunun 3 katı en az. Çok iyi makyaj yapamam ama ürünleri iyi incelerim ve zamanla kendime yakışan makyaj stilini de buldum bu şekilde devam ediyorum.
Toparlayacak olursak, bakımlı olmak pahalı giysi, bol makyaj, üzerine boşaltılmış parfüm, sarı saç demek değildir. Temizlik ilk şarttır. Sonra kendi bedenimizi tanıyıp ona göre aksiyon almayı başarmaktır. Saç, makyaj kombin gibi.
Sağlıklı beslenmek, egzersiz de kişisel bakıma giriyor ancak bu da beni aşan bir konu şimdilik.
Atladığım bir şeyler varsa ve aklıma gelirse ekleme yaparım daha sonra. Bu yazıyı okuyanların fikirlerini de aşırı merak ediyorum. Eklemek istediğiniz ya da size uymayan bir ifadem varsa mutlaka yazın.
Yeni bir yazıda görüşmek üzere.
Sevgiler
Nsup Pureage Collagen Yorumlarım
Nsup Pureage Collagen ile geldim bugün. Ürünü biraz inceleyelim. Vaatleri neler? İçeriği nasıl? Sonra da ben kendi yorumlarımdan bahsedeyim size. İçeriği liste halinde yazımın sonuna ekleyeceğim ancak onun öncesinde bazı değerli içeriklerin neden var olduğunu yazacağım. Bu nokta çok önemli dikkatle okumanızı öneririm. Her zaman lazım olan bilgiler bunlar. Peki, başlayalım...
Seramid:
Genelde buğday, pirinç ve soya elde edilen deriyi onaran, nemlendiren pürüzsüzleştiren glukozil sfingolipid yapısında bir yağ asididir. Cildin nemlenmesine ve beyazlaşmasına yardımcı olur. 6 haftada kayda değer bir biçimde cildi nemlendirir. Kırışıklıklar ile ilgili düzelmeye bağlı olarak cildin pürüzsüz bir hal almasına yardımcı olur.
Kolajen:
Kemik, kas, cilt ve tendonlarda doğal olarak bulunan insan vücudunun en önemli yapı taşlarındandır. Kolajen yapısı her yaşla birlikte %1 oranında azalır ve ciltte kırışıklıklar, eklem sıvısı ve kıkırdağında azalma, elastikiyette azalma başlar. Kolajen ve seramid beraber kullanıldığında dehidrasyonun azalmasına ve çok keskin olmayan yaraların iyileşmesinde sinerjik etkinin artmasına yardımcı olur.
Elastin:
Eklem sağlığı ve kalp damar elastikiyetini arttırarak kalp damar sağlığı başta olmak üzere vücudun esnekliğine yardımcı olur.
Hyaluronik asit:
Vücudun nem miktarını arttırır. Bromelain: Ananastan elde edilir. Ödem atıcı ve sindirime yardımcı etkileri mevcuttur.
Glutatyon-Resveratrol:
Bilinen en güçlü antioksidanlardandır. Serbest radikallere karşı vücudu korur.
Glisin ve L-Prolin:
Kolajen üretimini sağlayan öncül aminoasitlerdir.
Vitamin D3-K2: Damarlarda başıboş gezen kalsiyumun hücre içine girmesine yardımcı olarak kemik sağlığına yardımcı olur. K2 vitamini doğal bir ağrı kesicidir.
Biotin (H Vitamini): Saç ve tırnak gelişimine yardımcı olur.
Coenzim Q 10: Enerji metabolizmasında rol alır.
Gördüğünüz bu içerikler bir çok üründe yer alabilir, bazen hepsi bazen bir kısmı. Burada önemli olan miktarlarıdır. O zaman bir bakalım, Nsup kolajende hangi içerikten ne kadar varmış?
Evde Keratin Bakımı Nasıl Yapılır?
Yine geldim, bu defa evde keratin bakımı nasıl yapılır ondan bahsetmek istedim. Birkaç tane de keratin markası vereceğim. Tabii özelliklerinden bahsederek.
Yaklaşık 2 yıl hatta belki daha fazla süredir saçlarıma bazı işlemleri kendim yapıyorum. Boya, keratin bakım, fön gibi... Sadece balyaj kesim için kuaföre gidiyorum. Tüm bunları yapa yapa tecrübe edindim. Baya kötü sonuçlar da aldım tabii:))
İsterseniz evde keratin nasıl yapılır anlatmaya başlayayım. Bu uygulamaya başlamadan önce yapılması gerekenler var. Saçınıza boya balyaj, hatta kesim herhangi bir işlem yaptıracaksanız onu yaptırmış olmanız lazım. Keratinden sonra yaptırırsanız, keratinin yapısını bozarsınız. Uygulama öncesi saçlar temiz olmalı. Çünkü 2 gün yıkamayacaksınız. Bu arada saçlar kuru ya da hafif nemli olabilir. Ben kuru saça uygulamayı uygun buluyorum.
Bir boyama kabına önerilen miktarda keratini döküyoruz ve bir fırça yardımı ile tutam tutam ayırdığımız saçlarımıza sürüyoruz, boya yapıyormuş gibi. Ancak şöyle bir fark var; fırçayı saçın her teline dokundurmak için bol bol ürün sürmeyin saç sonra katılaşıyor ve yıkama zamanı gelene kadar beş aydır yıkanmamış saç gibi görünüyor. Tecrübe ile sabittir. Gelişi güzel ayırdığımız tutamlara sürüyoruz, bu arada da tarıyoruz. Yani ürünün tüm saça dağılmasını bu şekilde sağlıyoruz. Önemli bir uyarı saçın dibine uygulamıyoruz yarım santim boşluk bırakıyoruz.
Şimdi sıra keratini saça sabitleme işleminde. Bunun için de ısıya ihtiyaç var. Ne yapıyoruz? Yüksek ısıda bir düzleştirici ile yine tutamlara ayırıp an baştan en sona saçımızı düzleştiriyoruz. Düzleştirici yoksa fön makinesi ve fırça yardımı ile de saçı düzleştirebilirsiniz. Düz fön çekin yani saçlarınıza. Hatta birkaç tur dönün iyice sabitleyin, saçı yakmadan tabii:)
Saça keratin yükleme işlemi bitti. Bundan sonrası da oldukça önemli. En az 2 gün o saçı yıkamıyoruz, toka takmıyoruz toplamıyoruz. Eğer bunları yaparsak o tokaların, toplamaların izleri kalır.
Tuzsuz şampuanlar keratinin saçtaki kalıcılığını arttırıyor, bilginiz olsun.
Gelelim keratin markalarına. Bugüne kadar 3 ayrı marka denedim. Sırası ile
Bio Keratin Gold
700 ml bir ürün çok defa kullanılabilir ancak içeriğin çok temiz olduğunu söyleyemem. İşe yarıyor mu? Evet yarıyor ama ısı uygulama esnasında maskeniz ve gözlüğünüz olsun. Göz ve geniz yanması kötü. Çünkü içinde formaldehit var. Ben kullanmanızı önermem.
Motto Plus Keratin
İkili set halinde geliyor. Keratin ve şampuanı. Bu ürünü uygularken önce kendi şampuanı ile yıkıyorsunuz. Boyutu küçük. Yani benim saçlarımın boyuna göre 3 defa kullandım. İçeriğinde formaldehit göremedim.
Avoxcin Keratin
Bu da çok defa kullanabileceğiniz bir ürün. Bunda da formaldehit yok. Hatta bu içeriğin olmadığı vurgulanıyor paylaşımlarda özellikle
Bu üç üründen ilk tercihim Motto Plus ikinci tercihim Avoxcin. Diğerini bir daha kullanacağımı düşünmüyorum.
Sorunuz olursa bana buradan ya da Instagram @huzunsarisiblog hesabımdan ulaşabilirsiniz.
Şimdi bu ürünlerle çektiğim Youtube videolarımın linkini bırakayım. Uygulamayı nasıl yaptığımı bu videolarda görebilirsiniz.
Yeni yazılarda görüşmek üzere
ForTheSkin Collagen Foam Cleansing Deneyimim
Uzun zaman sonra bir ürün incelemesi ile geldim. ForTheSkin Foam Cleansing deneyimimi paylaşmak istedim sizlerle.
Ürünün özellikleri ve vaatlerinden bahsederek başlayalım her zamanki gibi. Plastik tüp ambalajda 180 ml boyutunda bir ürün. Tüm cilt tiplerine uygun. Adından da anladığınız üzere köpük formda bir temizleyici.
Nasıl kullandım? Yüzümü ıslattım, nohut büyüklüğünde bir parça avucuma sıkıp onu da birkaç damla su ile çözüp tüm yüzümü hafif masaj hareketleri ile temizledim. Göz çevreme kullanmadım. Aslında içerik kötü değil ama yine de benzer temizleme ürünleri yerine göz çevresi temizliğinde sadece gül suyu kullanmayı alışkanlık haline getirdim yıllardır.
Vaatlerinde diyor ki;
Gözeneklerdeki makyajı sebumu temizler ve yüzünüzü yıkadığınız andan bitişe kadar cildi temiz ve elastik tutar. İçeriğinde bulunan aminoasitler nemi arttırır cildi güçlendirir, cildin nemli kalmasını sağlar. Cildin nem dengesini korur.Kış Mimi
Ne uzun zaman oldu mim cevaplamayalı. Biraz heyecanlıyım yalan yok. Bu Kış Mimi ve beni etiketleyen JDSezer. Bu mimi başlatan ise Beauty Life Türkiye. Sezer'e mim için teşekkür ediyorum. Hadi başlayalım...
ForTHeSkin Bio-Ceramide Matrix Cream ve Ampoule Serum
Şu sıralar cilt bakım rutinime eklediğim iki üründen bahsetmek istiyorum size. ForTHeSkin Bio-Ceramide Matrix Cream ve ForTHeSkin Bio-Ceramide Matrix Ampoule Serum . ForTheSkin bir Kore markası ve ülkemizde bu markayı Jeju Kozmetik ile temin edebiliyoruz. İsterseniz biraz tanıyalım bu ürünleri. Hemen şu noktada belirteyim, iki ürünün de ilk dikkat çeken vaadi cilt bariyerini dış tahrişe karşı güçlendirmesi.
ForTHeSkin Bio-Ceramide Matrix Ampoule Serum
ForTHeSkin Bio-Ceramide Matrix Cream
Beyaz Kil Maskesi ve Faydaları
Merhaba
Beyaz kil maskesi hakkında bir şeyler söylemek istedim bugün. Mesela beyaz kil maskesi faydalarını anlatayım bildiğim araştırdığım kadarı ile. Veya beyaz kil maskesi nasıl yapılır onu anlatayım. Geçen yıl bir arkadaşımdan duymuştum beyaz kil maskesi ve faydalarını. O dönem hakkında yazılar okumuştum ve sonra çok ilginçtir, hiç bir yerde bulamamıştım beyaz kil.
Bundan yaklaşık 2 ay önce farklı bir şey için girdiğim aktarda aklıma geldi, sordum. Olmadığını öğrenince neden getirtmediklerini sordum. Tekrar gittiğimde gelmiş olduğunu öğrenince hazine bulmuş gibi sevindim yarım kg aldım. Fiyatı da oldukça uygundu. Eve geldikten sonra yeni bir araştırma başladı. Nasıl hazırlamalıyım? Benim cilt tipime göre beyaz kil ile başka hangi malzemeleri karıştırmalıyım gibi.
Beyaz Kil Maskesi Nasıl Yapılır
Kil, kırık beyaz renkte ama uygulanınca açık yeşil oluyor, yeşil kil maskesi kullananlar bilir onun gibi. Benim cildim kuru ve ilk olarak araştırmam da bu yönde oldu. Hangi malzemeleri ne ölçüde kullandım hemen bahsedeyim. 2 tatlı kaşığı beyaz kil, 7-8 damla kayısı çekirdeği yağı ve kıvam alana kadar gül suyu ekledim, çamur haline getirdim. Fırça ile yüzüme sürdüm. Tabi tüm bu işlemleri cildi iyice temizledikten sonra yaptım.
Beyaz Kil Maskesinin Faydaları
15-20 dakika kadar bekleyip yıkadım. Ardından cilt bakımı rutinime devam ettim.
Sonuç mu? Işıl ışıl ve canlı bir cilt, üstelik yumuşacık. Beyaz kil maskesinin sıkılaştırıcı özelliği de varmış ancak bunu uzun vadede çözebiliriz ancak. Ayırca ciltteki pürüzleri giderdiği, gözeneklerdeki kir ve yağı temizleyerek yağ üretimini azalttığı da vaatleri arasında bu maskenin.
Beyaz kil aslında her türlü cilt tipine uygun. Onu maske haline getirirken içine eklediğimiz ürünler değişebilir. Ben cildim kuru olduğu için gülsuyu ile maske kıvamına getirdim. Yağlı cildi olanlar limon ve su ekleyebilir. Kayısı çekirdeği yağının ise cilde inanılmaz faydası var. Mesela cildi yağlandırmadan nemlendirmesi, elastikiyet sağlaması, kırışıklıkları geciktirmesi, güneş koruması sağlaması E vitamini içermesi gibi gibi saymakla bitmeyecek hünerler. Aslına bakarsanız bu yağı bağımsız kullanmak lazım ama bildiğim halde bunu yapamadım hiç. Yine okuduğum karışımlar arasında zeytinyağı da önerilmiş bazı yerlerde ama zeytinyağının kıl köklerini beslediğini bildiğimden sadece ilk denememde kullandım sonra vazgeçtim. Taze, pürüzsüz ama kıllı bir yüzüm olsun istemiyorum:)
Maskeyi haftada bir uygulamak yeterli.
Hemen bir uyarıda bulunmak istiyorum. Ben bu maskeyi yazmadan bir kaç farklı ciltte denedim. Kuru ve hassas cilde sahip bir arkadaşımda 20 dakika bekletince, ciltte geçici kırmızılıklar oluştu. Bir dahaki sefere 10 dakika beklettik aynı kırmızılıklar oluşmadı. Bunun dışında uyarı yapılacak herhangi bir nokta yaşamadım, yaşamadık.
Maskeyi temizleme yöntemi ile ilgili de bir püf noktası vereyim (bilmeyenler için), yıkarken avuç içlerimizi ıslatıp yüzümüzü de tampon hareketlerle ıslatalım. Bu şekilde maske cilde tutunmayı bırakacak, ondan sonra da bildiğimiz şekilde yıkayalım. Yüz lifi veya konjac sünger de bize faydalı olacaktır bu aşamada.
Beyaz kil maskesi hakkında şimdilik şimdilik söyleyeceklerim bunlar. Eğer farklı bir gelişme olursa yine burada 'güncelleme' şeklinde ekleme yaparım, sosyal medya hesaplarımda da duyururum. Elbette kullanmaya devam edeceğim.
Bir defa daha ölçü hakkında bir uyarıda bulunayım. Bazı sitelerde 3 yemek kaşığından bahsedilmiş. 3 yemek kaşığı ile 3 kişiye maske yaparsınız. Benim yüzüme 2 tatlı kaşığı rahat rahat yetiyor fazla bile geliyor. Yüzüm de öyle küçük sayılmaz:)
Blogumu hala takibe almadıysanız pc için sağ tarafta, mobil için altta göreceğiniz "izleyiciler" kısmından takibe alabilirsiniz.
Yeni bir yazıda görüşmek üzere.
Sevgiler
Cilt Bakımında Ginseng Etkisi
Ginseng nedir diye bakacak olursak, Uzakdoğu’da yetişen çok uzun yıllık bir bitkidir. Asya ülkelerinde hakim olan ve oldukça sevilen ginseng bitkisi, cilt bakımında son yıllarda tercih edilen en popüler maddelerin başında gelmektedir. İçinde yer alan etken maddelerin hücre yenileyici özelliği olması sayesinde, kozmetik dünyasında cilt bakım ürünleri başta olmak üzere pek çok üründe kullanılan ginseng; serum, nemlendirici, krem gibi formlarda karşımıza çıkmaktadır. Coğrafi olarak pek çok ürün bakımından zengin olan Kore’de fazlasıyla yetiştirilen ginseng bitkisi, Koreli kadınların güzellik sırlarını da ortaya koymaktadır.
Kore’nin en sevilen ve tercih edilen kozmetik markalarından biri olan I’m From, güzellik ve bakım denilince akla ilk gelen ürünlerden birisi olan ginseng serumu hazırlayarak pek çok kadının güzellik rutininde yer almayı başarmıştır. Ginseng serum , içeriğindeki ginseng özü ve kan dolaşımını hızlandıran sinensis yaprağı özü ile cilt bakımında yeni bir çığır açmıştır. Tamamen doğal bitki özlerinden üretilen ginseng serum, cildin taze ve canlı bir görünüme kavuşmasına yardımcı olmaktadır.
Ginseng Serumun Cilde Sağladığı Faydalar Nelerdir?
Ginseng bitkisinin en önemli özelliği kan dolaşımını hızlandırması ve hücreleri yenilemesidir. Cilt bakımında kullanılan serumlar, kremler gibi ürünler ile kadınların vazgeçilmezi haline gelmiş olan ginseng, Korendy Türkiye’den rahatlıkla ulaşabileceğiniz Kore’nin ünlü kozmetik markası I’m From’a ait ginseng serum ile cildinize yapabileceğiniz en iyi yatırımı size ulaştırmaktadır.
Ginseng serumun cilt için sağladığı faydalar saymakla bitmez ancak kısaca değinmek gerekirse, cilt tonunu eşitler. Böylece ciltte oluşmuş olan renk dengesizliklerini büyük oranda iyileştirir. Bunun yanında, cildi rahatlatma, yatıştırma, sakinleştirme gibi özelliklerinin yanı sıra cildin zaman içinde kaybolan elastikiyetini yeniden kazanmasına yardımcı olur. Ginseng serum, cildi besleyen pek çok doğal bitki özü de içerdiğinden dolayı cildin yumuşamısını sağlar ve doğal nem dengesini korumasına da yardımcı olur. Böylece erken yaşlanma belirtilerini ortadan kaldırır, kırışık görünümü azaltarak cilde genç bir görünüm kazandırır. Tüm cilt tipleri için uygun olan ginseng serumunu bakım rutininize ekleyerek kendinize karşı güzel bir iyilik yapmış olursunuz. I’m From ginseng serum sahibi olmak için Korendy Türkiye’yi ziyaret edebilirsiniz.
Stick Güneş Kremi Nedir?
Stick güneş kremi, kolay sürülebilen formda bulunan el değmeden cilde uygulanabilen katı bir güneş koruma ürünüdür. Bilinen güneş kremlerinin aksine, el değmeden cilde uygulanabilen stick güneş kremi, kolay sürülebilme özelliği ile de son yıllarda en favori güneş bakım ürünlerinden biri haline gelmiştir.
Güneş koruyucu ürün kullanmak, cilde yapılacak en büyük iyiliklerden biridir. Ne yazık ki güneş kremlerinin yazın kullanıldığına dair yaygın bir inanış vardır. Aksine kışın da bakım ürünü olarak kullanılması gereken güneş koruyucular, cilt bakımında atlanmaması gereken en önemli basamaklardan biridir. Çünkü güneşin zararlı ışınları yalnızca yazın değil kışın da cilde etkilemektedir. Cildin erken yaşlanmasına, kırışıkların artmasına, leke oluşumuna neden olan güneş ışınları, güneş kremleri ile önlenebilir. Makyaj altı baz olarak da rahatlıkla kullanılacak olan stick güneş kremini yanınızdan ayırmamanızı tavsiye ederiz.
Moremo Stick Güneş Kremi
Moremo, Kore’nin en fazla tercih edilen kozmetik markalarından biridir. Markaya ait pek çok cilt bakım ürünü, Koreli kadınlar tarafından sıkça tercih edilmektedir. Doğal bitki özlerinden hazırlanan ürünlerin yanı sıra, son yıllarda adından sıkça söz ettiren stick güneş kremi ile de dikkat çekmektedir. Moremo markasına ait ürünlere Korendy Türkiye’den ulaşabilirsiniz.
Moremo stick güneş kremi, ciltte beyaz kalıntı bırakmayan, kolay uygulanabilen ve makyaj altına makyajı tutma görevi görecek baz görevi görme özelliğine sahiptir. Bu kolay kullanımının yanında sağladığı yüksek koruma ile cildi güneşin zararlı UV ışınlarına karşı koruyarak, oluşacak kahverengi güneş lekelerinin önüne geçmektedir. Aynı zamanda cildi fazla sebumdan arındırarak ciltte meydana gelen fazla parlamayı engelleyerek, cildin daha mat ve sağlıklı bir görünüme kavuşmasını sağlar. Suya ve tere dayanıklı bir ürün olması ile de sürdükten sonra denize girdiğinizde ya da yüzünüzü yıkadığınızda ürünü tekrardan tazelemek durumunda kalmazsınız.
Özellikle yaz aylarında gün içinde güneş kremini yenilemek gerekir. Daha fazla koruma sağlanması için uzun günlerde günde iki kez kullanılması gereken güneş kremleri, makyaj üzerine uygulanmaz. Ancak stick güneş kremi sağladığı yüksek konfor ve koruma sayesinde, gün içinde ikinci kez uygulamaya ihtiyaç bırakmıyor. Ayrıca stick formda olduğu için de uygulandığı anda ciltteki gözenekleri ve ince çizgi görünümünü büyük bir oranda azaltıyor. Hem bakım hem yüksek güneş koruması sağlayan stick güneş kremi, cilt bakımınızda yanınızdan ayırmayacağınız ürünlerden biri olmalıdır.
Cilt bakım rutinleri, herkese göre değişkenlik göstermemelidir. Bakım rutininde kullanılacak ürünler ve izlenecek adımlar bellidir. Bu adımların ilki kesinlikle güneş koruyucu ürünlere aittir. Unutmamak gerekir ki, güneşin yararlı olduğu kadar zararlı etkileri de vardır. Siz de güzellik ve bakım rutinlerinizde cildinize en iyi gelecek ürünlere sahip olmak istiyorsanız Korendy Türkiye’yi ziyaret edebilirsiniz.
Jejudo Sivilce Bandı
Yeni bir ürün denedim ve sizinle paylaşmaya geldim. Jejudo Sivilce Bandı . Tam adı Jejudo Original Pimple Patch. İçinizde sivilce bandı kullananlar var mı? Bu benim ilk deneyimim oldu. Hemen anlatmaya başlıyorum.
Eski takip edenler bilir, kuru cilde sahip olduğum için sivilce sorunu çok yaşamam. Olursa da kendiliğinden söner gider, dokunmam. Bu defa burnumun kenarında üç tane dip dibe sivilce çıktı. Biri büyük, şaşırdım. Hem acıyor hem de çok kötü duruyordu. Jejudo Sivilce Bandı'nı denemek istedim. Bu arada da aşamaları tek tek kaydettim, videolu anlatım bazen daha çok talep ediliyor. Yaklaşık 30 saat sürdü işlemleri tamamlamam. Yazımın altına videoyu ekleyeceğim tabii. Şimdi aşamaları tek tek yazacağım.
Jejudo Sivilce Bandı Nasıl Kullanılır?
Paketin içinden 36 adet bant çıkıyor. İki boy hazırlanmış. Temizlediğim ve kuruladığım sivilcelerin üzerine büyük olanlardan bir tane yapıştırdım. Büyük dediğim yaklaşık 1 cm çapında. 8 saat bekledim tekrar geçtim tripod karşısına ve bandı çıkardım. Sivilcelerden büyük olanının iltihabını almıştı, çok şaşırdım. Hemen orada hızlıca karar verip, diğer iki sivilcenin üzerine yapıştırdım. Gece o şekilde yattım. Bu defa 10 saat kaldı bant. O minik sivilcelerin iltihabını da almıştı bu defa. Videoyu izlediğinizde yüzümden çıkardığım banta nasıl baktığımı göreceksiniz. Sivilcelerin yerinde sadece bir kırmızılık kaldı. Onu gidermek de zaten sivilce bandının görevi değil.
Bu bandı kullanırken ilgili bölge temiz ve kuru olmalı. Bantlar şeffaf üzerine makyajınızı yapabilirsiniz ama ne gerek var? Çıkarırken videoda gösterdiğim gibi dikine çıkarıyoruz. Çıkarma esnasında herhangi bir acı hissetmedim ama olur da çıkmazsa su ile ıslatıp daha kolay alabilirsiniz sivilce üzerinden. 10 yaş üzeri herkes kullanabilir.
Bant, sivilcenizden aldığı akıntıyı kendi içinde jelleştirme özelliğine sahip, ilginç bir sistem. Fiyatı da hiç pahalı değil yaptığı işe göre. İçinde 36 bant var paketin.
Sonuç olarak beğendiğim bir ürün oldu. Ben yedeklemek amaçlı bir tane daha alacağım. Sizlerle de paylaşmak istedim.
Buraya da videoyu ekliyorum.

































