Gün Evinizde Başlar Hüzün Sarısı'nda Devam Eder...
köşe yazarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
köşe yazarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hüzün Sarısı Kimdir?


nihal-oran-kimdir





Merhaba Arkadaşlar;

Daha önce yazmış olduğum Hüzün Sarısı Kimdir başlıklı yazımı ara ara gelen sorular üzerine güncelliyorum. 19 Ağustos 2016 tekrar bir güncelleme:))
Hüzün Sarısı yani Nihal Yeşiltaç Oran kimdir? Nasıl biridir? Ne iş yapar?
Aslına bakarsanız yakın takipçilerim bir çok özelliğimi çözdü bile. Çok kapalı kutu biri değilimdir, oldukça şeffaf son lafını en başta söyleyen sürekli 10.köy arayan bir fani:)
13 Mart İstanbul doğumluyum. Burcum balık, yükselenim aslan. Kabus ve kaosun başladığı nokta işte burası:) En iyi anlaştığım burçlar yine su burçları, özellikle yengeçler. Yay kadınları ile de çok noktamız var ortak olan.
Mükemmel bir anne babanın 4 çocuğunun en büyüğüyüm. Yakın tanıdığınız Şirin Kanatlar blog sahibesi ailenin en küçük ferdi olur:)
Evliyim. 2 oğlum var biri bu yıl liseyi bitirdi, diğeri ana sınıfına başlayacak.
Şimdi soruları bir metin halinde yanıtlıyorum. 
En sevdiğim renk siyah, tuttuğum takım Fenerbahçe, asla tahammül edemediğim şey sahtekarlık. En önemsediğim duygu vefa En sevdiğim kozmetik ürünü oje. En sevdiğim yemek sorusuna beklediğiniz gibi bir cevap gelmeyecek üzgünüm, sahanda yumurta:) Ve tabi hamur işleri. Gıda Teknisyenliği okumuş birinin bu kadar sağlıksız beslenmesi tartışılası bir konu farkındayım. En sevdiğim parfüm Dior'un Cherie ve Jadore.
İnsan aşığı bir insanım. Dostluğa çok önem veririm. İyi bir dinleyiciyim. İyi sır tutarım. Aslında "iyi sır tutarım" cümlesi çok basit bir cümle biliyorum ama özellikle yazdım. Çünkü günümüzde sır tutmak ciddi bir meziyet ve ben bu meziyete sahibim. Sevincimi ve öfkemi paylaşmaktan çekinmem ama üzüntülü hallerimi kimse anlayamaz, annem hariç.
En sevdiğim şehir İstanbul. Görmek istediğim şehir ülkemin tüm şehirleri. Görmek istediğim ülkeyi şöyle açıklayayım. Önce ülkemin her karışını gezip görmem lazım. Sonra ömrüm yeterse uzak doğu ülkeleri. Hayranı olduğum tek sanatçı var o da Nilüfer. Müzik dinlerim tür ayırmam ama ağırlıklı olarak Türkçe pop dinliyorum. En sevdiğim dizi diye bişey yok dizi izlemiyorum.vakit sorunundan ama son olarak Zuhal Olcay'ın oynadığı dizi dikkatimi çekti, o var diye izlerim denk gelirsem. Yüksek Sosyete:)
Hiç pişmanlığın var mı demişsiniz evet var. 91 yılında yazmaya başladığım gazeteye kadrolu giriş teklif edildiğinde, iş yeri açmalıyım gibi saçma bir ideal uğruna kabul etmeyişim en büyük pişmanlığım.
Yakın olduğum parti MHP ama şunu belirtmeliyim; benim liderlerle işim yok. Benim için tek lider Atatürk! Sadece hem bayrağıma hem ezanıma sahip çıkabilecek içerikte bir parti olduğundan uzun yıllar önce tercih etmiştim. Şimdi durum tartışılır ama neyse... 
Bir de köşe yazarı olduğumu bilenler para alıyor musunuz yazdığınız köşelerden, kaç lira alıyorsunuz demişler. Para aldığım da var almadığım da var diye cevap vereyim buna:)
Atlamak istemediğim bir soru da bugün snapchatten geldi. Soru aynen şu "ilgi görüyorsunuz ama sevildiğinize inanıyor musunuz?" Çok güzel bir soru bu insanın kendisini irdelemesi için değil mi? Sevildiğimi biliyorum ama  sevmeyenim de çok fazla. Kimseye bir zararım olmaz aslında ama haksızlığa tahammül edemiyorum kendimi tutamıyorum. En çok instablogger kavramını kabul etmediğim için düşman oldular bana. Bir de içerik üretmeyip sürekli çekiliş yapıp basın bülteni yayınlayan sözde blog yazarları hiç sevemediler beni:) Benim sevmediğim hiç kimse yok, tek bir kişi bile. Kızdığım insanlar elbette var ama 'sevmiyorum' demem için öncesinde ciddi sevmiş olmam lazım:) 
He bu arada atlamayayım. Küçük oğlum doğduğunda aktif iş yaşamına ara verdim o aralar yani yaklaşık 2 yıl internet üzerinden kampanyalara ve çekilişlere katıldım çok zevkliydi. Güzel arkadaşlıklar kurdum. Hepsi çok özel benim için.
İş olarak neler yapıyorum blog dışında anlatayım.
Özhaber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Bir müzik yapım şirketinin yani Kadırga Müzik, basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. 
Medyaextra.com ve Özhaber Gazetesi'nde editörlük yapıyorum, köşe yazıyorum.
MagazinMatik ve  Sosyal Medya Kafe 'de köşe yazıyorum.
Sanatçı Kazım Şener'in basın danışmanıyım.
Şarkı sözü yazarı olarak MESAM üyesiyim. Şiir yazmak hobim. Bazı şiirlerim bestelendi ve okundu.
Basın kartı sahibi gazeteciyim, serbest haber yazıyorum.
Şuraya yazacağım bir şey daha olabilir bu yıl sonunda ......... bu boşluk burada kalsın:)






nese-nihal-oran






Bu kadar işe nasıl yetiştiğimi soranlar oluyor ve yeni öğreneler de soracak. İnsan işini severek yapıyorsa sıkılmaz yorulmaz. Laf aramızda bir de az uyuyorum :) Mesela şu an saat tam 04.10 ve yarın (yani bugün) çok dolu bir gün olacak, yoğun geçecek.

Elimden geldiğince bana verilen köşelerde yazılarımı yazmaya devam edeceğim. Bunun dışında blogumda da yapmayı planladığım çok şey var. Ürün deneyimlerim, yaptığım ve katıldığım etkinlikler, gündemle ilgili yazılarım da blogda olacak.
Allah ömür verirse iki kitap var yazmak istediğim. Birbirinden bağımsız iki konu hakkında. Artık ne zaman olur bilinmez:)
Yine sormak istedikleriniz varsa yanıtlarım ben.
Sevgiler:)

Devamını Oku

Bloggerlar Medya Extra'da



Merhaba

Bilmeyenler için güzel bir haberim var. Hem bloglar hem blog takipçileri için.
Biliyorsunuz bloglar bir süredir gereken ilgi ve değeri görmüyor. Bunun birden fazla sebebi var elbette. Oysa kalıcı olanın blog yazıları olduğu gerçeğini sadece bir avuç insan farkediyoruz, biliyoruz. Bu sebeple #önceblog #bloglarımızasahipçıkalım taglerimin yanında bir yenisini ekledim. Ne yaptım peki?

Editörü olduğum ve  köşe yazarı olduğum (bilmeyenler blogumun hakkımda bölümüne bakabilir) Medya Extra imtiyaz sahibi Funda Erkoç'a bir öneri ile gittim. Kadın ve Moda bölümünü bize bir süre için ayırıp ayıramayacağını sordum ve anlaştık. Daha sonra ben sosyal medya hesaplarımda bunu duyurunca gelen destek cevapları ve yorumlar üzerine sitede "Bloggerlar" adında yeni bir bölüm açıldı ki bu çok önemli. Çünkü bloggerın ne olduğunu bilmeyen ne kadar çok insan olduğunu tahmin bile edemezsiniz.

Ben duyuruyu yaptıktan sonra çok sayıda mesaj ve mail aldım. Belki sorulan bu sorular başka blog yazarlarının da aklında olabilir diye buradan maddeler halinde açıklamak istiyorum.

*Medyaextra'da yayınlanacak yazı özgün olmalıdır, fotoğraflar bize ait olmalıdır. Daha önce kendi blogumuz dahil hiç bir yerde yayınlanmamış olmalıdır. Ancak daha sonra yazıyı blogumuzda "medyaextra'da yayınlana yazım" şeklinde yayınlayabiliriz.

*Medyaextra'da yazmak için ücret talep edenler var.  Bir dava projesinde ücret talep etmenin garipliği bir kenara, günlük tıklanma sayısı onlarca blogun toplam tıklanma sayısından fazla olan bir sitede, isimlerimizin ana sayfada görünüyor olması bence iyi bir şans.

*Bloggerlar bölümünün editörü ben görünsem de, yazıların yayın sırası ve kararı diğer editörlerle ortak alınacak, bunu ben rica ettim. Gelen her yazı yayınlacak tabi ama düzgün bir Türkçe ile yazılmış, açıklayıcı yazılar daha öncelikli olmalı değil mi? Küçük hatalar olur onları yayına verirken biz de düzeltiriz.

*Bu proje sadece aktif blog yazarlarını kapsadığından, instabloggerlara açık değil ayrıca formaliteden blog açıp aylarca yazı girmeyip "ben de varım" diyen arkadaşlara da açık değil.

*Bir bloggerın bir yazısı yayınlandıktan sonra ikinci yazısı da yayınlanabilir. Formata uymayan bir yazının yerine, çok kötü yazılmış bir yazı yerine veya diğer bloglarla dönüşümlü.

*Yazıları ve fotoğrafları info@medyaextra.com adresine gönderiyoruz.

Bu açıklamalardan sonra duyuruyu tekrar edelim.
Blogların varlığını kesinlikle hissettirmek ve unutturmamak adına başlattığımız bu projede bizimle birlikte olmak isteyen blog yazarları bana nasıl ulaşabileceklerini biliyorlar.

Bu projenin diğer blog yazarlarının desteği ile ses getireceğine inanıyorum. Yeter ki birlik olalım, yeter ki çelme takanımız olmasın:)

Bugün sitenin ana sayfasında hem duyuru yapıldı hem ilk blog yazısı yayınlandı. Siftah yazımız Kırmızı Rujlu Blog'dan. 

Bol okunmalı, bol tıklanmalı bloglar diliyorum. Ve her zaman ki cümlemle yazımı bitiriyorum.

"Herkesin şansı kalbindeki samimiyet kadar olsun"

Sevgiler

Devamını Oku

Hüzün Sarısı İçin 2015 Nasıl Geçti?



Merhaba Arkadaşlar

Bir yıl daha bitti ve yeni bir yılın başlangıcındayız. 2015 yılında neler oldu? Hüzün Sarısı 2015 yılında neler yaptı biraz onlardan bahsetmek istiyorum, aklımda kaldığı kadarı ve sırası ile.

2015 Ocak ayında blogumla ilgili ilk yaptığım alan adımı "com" yapmak olmuştu. Sizlerle bilgisini  tam şurada paylaşmıştım. Memnun musun diye soranlara, evet oldukça memnunum, geçen ay 3 yıl daha uzattım www.huzunsarisi.com alan adımı.
Yine senenin başında bazı yazılarımın kopyalanarak kullanıldığını, bazı yazılarımın ise bir bölümün alındığını öğrendim. Tarzımın ve sistemimin  alınmalarını yazmıyorum bile o beni mutlu ediyor hatta, taklit yazılarımın olması. Bu konu ile ilgili bir yazı yazdım. Bu yazıda tüm yazılarımın uzun yıllardır MESAM tarafından korunduğunu ve FSEK in 71.maddesini anlattım yazısı tam burada
14 Şubat sevgililer gününde bir arkadaşımla birlikte blogger etkinliği düzenledik, oldukça güzel geçti. Yazısını şuradan okuyabilirsiniz. Kusursuz geçen etkinliğimizde bizi üzen ve o güzel günden keyif almamıza engel olan Özgecan cinayetini duymamız olmuştu. Kahrolduk. Onunla ilgili de bir yazı yazmıştım bu yazım Özhaber Gazetesi'nde yayınlanmıştı tam burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.
Biliyorsunuz 2014 yılının son ayında ayağımdan ameliyat olmuştum, uzun süre koltuk değnekleri ile yürüdüm. Yine o şekilde gittiğim etkinliklerden biriydi Gloria Cafe Jeans etkinliği yazısını işte buraya yazmıştım:)
Mart ayının ilk günlerinde blogumun tema tasarımını değiştirdim. İçime sinen bir çalışma döneminden sonra şu gördüğünüz tasarım beni yansıttığından "tamamdır" dedim. Aşamaları, kimin yaptığını ve blogumun eski halini görmek isterseniz burayı tıklayabilirsiniz.
13 Mart benim doğum günümdü. Çok keyifsiz hissediyordum kendimi ve o gün ummadığım sürprizlerle karşılaştım. Asla unutmayacağım bir gün oldu. Tabi ki o günü yazarak ölümsüzleştirdim.
Onun yazı da tam burada
Üzücü zamanlarda yaşadım tabi. Mesela dost sandığım insanların öyle olmadığını gördüm. Bu karşı tarafın suçu veya benim suçum o çok önemli değil. Önemli olan sonuç. Bazen karşı taraf sizi ticaret olarak görür ama sizin aklınızda bir "dost"modeli vardır o insanın üzerine yerleştirirsiniz o modeli. Sununda bişey olur ve gözleriniz açılır bir bakarsınız karşınızdaki gerçek kimliği ile belirivermiş. Bununla ilgili de Dost mu Dediniz? isimli yazımı yazmıştım. Bu benim için önemli bir nokta oldu 2015 yılında.
Çok güzel organizasyonlara katıldım, bunlardan bir Bahara Merhaba eventi idi. Yazısı tam burada
2015 yılının ortalarına doğru yaşadığım, aslında blogger camiasının yaşadığı bir olay da Tavsiye Kanalı (Tavsiye Evi) olayıydı. Tekrar bahsetmek istemeyeceğim kadar can sıkıcı, incitici bir olaydı. Bilmeyenler şuradan ve şuradan okuyabilir olanları.
Bir çoğunuz biliyorsunuz, bir müzik yapım firmamız var ve ben basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Bununla ilgili Kazım Şener'in klibini yine bu tarihlerde çektik. Senaryo ve cast detayları ilgilendim ayrıca sanatçının Basın Danışmanı olarak devam ediyorum.
Yılın ortalarında yine retina yırtığından 5.ameliyatımı oldum. Onu da Retina Yırtılması yazımda anlattım. Göz çok önemli arkadaşlar, ihmal etmeye gelmiyor. Ben treni kaçırdım tabiri caizse:)
Haziran ayında blogger arkadaşlarımla birlikte Ciğeristan'a gittik, güzel bir organizasyon oldu. Davetimi kabul edip gelen arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. Yazısını okuma isterseniz burayı tıklayabilirsiniz.
Farklı Kalemler adında bir köşe hazırladım blogumda. Burada blogu olmayan ama sesini duyurmak isteyen takipçilerimin yazılarına yer vermekti amacım. Ancak gelen yazılar çoğunlukla kopya olduğu için yayın yapamadığım gibi fazlaca üzüldüm. Bu köşe hala duruyor ancak ben bir daha duyurusunu yapmadım. O duyuruyu şu yazıyla yapmıştım.
"Zeki Müren'e Saygı Albümü(mü?)" başlıklı bir yazı yazmıştım magazinmatik'te köşemde. Bu yazım bir çok yere haber oldu, bu da beni çok mutlu eden olaylar içindeydi 2015 yılında. Mesela buraya bakabilirsiniz veya yazı başlığı ile googleda aratabilirsiniz.
Bir markanın yaklaşık 300 lira ederindeki cilt kremlerini beğenmedim, bunu yazdım. Ancak marka pr şirketi benimle irtibata geçip yazımı revize etmemi istedi. İnanamadım. Yani beğenmediğim bir ürünü beğendim diye yazmam istendi. Şaka gibi bir gündü. Asla bunu yapmayacağımı söyledim. Yazıyı kaldırdım ama onların istediğini tabi ki yapmadım. Bir daha kendileri ile hiç bir platformda karşılaşmak istemediğimi belirttim. Sonraki maillerine cevap vermedim. Sanırım her bloggerı aynı sanıyorlar. Bu da kötü anılarımdan biriydi 2015 için.
Ağustos ayında ilk videomu çektim, yayınladım. Şimdi ara ara video çekiyorum ve paylaşıyorum. Videolarıma ulaşmak için youtube kanalıma bakabilirsiniz, hatta abone değilseniz abone olabilirsiniz:)
Eylül ayında İlköğretimde el yazısı zorunlu olmasın diye bir imza kampanyası başlattım. Ancak beklediğim ilgiyi görmedi. Sağlık olsun:)
2015 yılında yaşadığım güzel olaylardan biri de Pastel Kozmetik yarışmasında, tasarladığım ojenin 1.olmasıydı. Sevdiğim özelliklerde olmasına dikkat ederek, hüzün sarısını hayal ederek hazırladığım ojenin hikayesi tam burada
Hüzün Sarısı'nın tescilini üzerime aldım ve resmi olarak benim markam oldu. 
Senenin sonuna doğru Bloglara Sahip Çıkalım adında bir oluşum başlattım. Bloglar eskisi kadar okunmadığından bazı blog yazarları, yazmaktan soğudu ve instagramda paylaşım yapmaya başladılar. Bunu gören bazı fırsatçı arkadaşlar takipçi satın alıp instagram hesabı açtı ve olaylar bunun üzerine devam etti. İlgili yazılarımı okumak isterseniz buraya veya buraya ve de buraya bakabilirsiniz.
29 Ekim'de Kayseri'ye gittim, bir etkinlik için. Blog ile ilgili ilk şehir dışı seyahatimdi:)
2015 yılında ülkemiz için çok üzüldüm, çok ağladım. Şehitlerimiz oldu çok fazla. Sivil vatandaşlar sebebini bilmeden canlarını verdiler 2015 içerisinde. Ünlülerden de çok fazla kayıp verdik ve bir çoğu ekim ayında gerçekleşti. Bununla ilgili de bir yazı hazırlamıştım Azrailin Ekim Mesaisi isminde. Okumak isterseniz tam burayı tıklayabilirsiniz.
Senenin son ayında Fulden Uras'ın sosyal sorumluluk projesi kapsamında kurduğu derneğe destek vermeye çalıştım. Köşelerimde yazdım ayrıca blogumda da sizlerle paylaştım. Bununla ilgili gerek Fulden Hanım'dan, gerek kelebek çocuklardan gerekse okuyucularımdan çok güzel tepkiler aldım. onun da yazısı tam şurada
Yeşim Mutlu ile birlikte birer yazı hazırladık Blogger ve instablogger farklarını yazdık. Benim yazıma şuradan Yeşim Hanım'ın yazısına şuradan ulaşabilirsiniz.
Yılın sonunda Hüzün Sarısı ile Hediyeleşme Etkinliği ni organize ettim. Geçen yıl da yapmıştım ve bunu geleneksel hale getirmek düşüncesindeyim. Bakmak isterseniz tık tık
Son olarak medyaextra.com da yazarlık ve editörlük görevim başladı bir süre önce.
Ve süreli olan basın kartım, daimi olarak değiştirildi:)
İşte böyle. Blogumla ilgili yaşadıklarım 2015 yılı için böyleydi. Bunlar dışında birkaç ufak seyahatim oldu işimle ve tatil amaçlı. Onları da sosyal medya hesaplarımda duyurmuştum sizlere zaten.
Buraya kadar yorulmadan okuduğunuz için ayrıca teşekkür ediyorum.
2016 için uzun vadeli planlarım yok. Allah izin verirse ilk yarısında farklı bir organizasyon planlıyorum. Detayları sizlerle elbette paylaşacağım.
Her birimiz için sağlık, huzur ve başarı dolu bir yıl diliyorum.
Sevgiler













Devamını Oku

Dost mu Dediniz?

Merhaba Arkadaşlar;

Artık bir çoğunuz biliyorsunuz; magazinmatik.com'da köşe yazıyorum uzun zamandır. Bu hafta yani 24.03.2015 tarihli yazımda dostluklardan bahsettim. Sahte dostlar, gerçek dostlar gibi. Biraz analiz yaptım aslında, sesli düşündüm diyelim veya. Bundan sonra dostluk ilişkilerimi yazımda belirttiğim gibi geliştirmeyi planlıyorum.
Okumak isterseniz tık tık

Ne güzel demiş Özdemir Asaf;
ozdemir-asaf

dostluk-karikatürü

gercek-dostluk

Sevgiler

Devamını Oku

8 Mart Kadınlar Günü Kutlanmalı mı?

Merhaba Arkadaşlar;

Dün Dünya Kadınlar Günü idi değil mi? Bu zamana kadar her yıl bununla ilgili kutlamalara iştirak eder, sohbetlerinin içinde olurdum. Ancak bu yıl ve bundan sonra olmayacağım. 
Sebebini bu haftaki yazımda magazimatik.com'da yazdım.
Şunu söylemeliyim; öncelikle bu gün, emekçi kadınlar için düşünülmüş bir gün her kadın emekçi mi veya ne kadar emekçi tartışılır. Yazımda sadece  "neden kadınlar gününü kutlamıyorum" bunu açıklamaya çalıştım. Bana kalırsa sizler de biraz düşünün. Ya hep ya hiç diyorum. Yılda bir defa mı önemseneceğiz biz? Anlatmak istediklerim Ölüme Çeyrek Kala Kadın Olmak! isimli yazımda, beklerim. (okumak için pembe yazıya tık tık)
Sevgiler





Devamını Oku

Hepimiz Potansiyel Ölüyüz!

Merhaba

Bu hafta magazinmatik.com 'da olan köşemde, son günlerde yaşadığımız tatsız olayların bizleri nasıl etkilediğini kısacık bir yazı ile anlatmaya çalıştım. Potansiyel ölü olduğumu söyledim. Neler hissetiğimi veya hissettiğimizi anlatmak için çok bile o kadar satır.
Şöyle başladım yazıma:


Çok az açtım müziğin sesini Nilüfer'den Geceler isimli şarkıyı dinliyorum. Yarın(lar) için plan yapıyorum bir yandan. Ailemle ilgili kariyerimle ilgili. Buna ne kadar hakkım var bilmiyorum! Çünkü;ben potansiyel bir ölüyüm aslında.
Yazının devamı için tıklayalım lütfen.


Linki tıklayıp okuyanlar, bu fotoğrafı neden tercih ettiğimi anlayacaklardır. Canı cebinde dolaştığını düşünen herkese hediyem olsun bu yazı.
Sevgiler 
Devamını Oku

Özgecan'ın Hesabını Kim Verecek?

ozgecan-katilleri

Nasıl da masum umut dolu bakıyor değil mi? Nereden bilsin yaşayacaklarını? Özgecan Aslan için için herkes bir şeyler yazdı. Herkesin içinde fırtınalar koptu çünkü. Ben de öğrendiğimden beri dağıldım tabiri caizse. 
Olayın neresine üzüleyim, neresine kahrolayım bilemedim ki. Duygularımı işte buradaki köşemde, Özhaber Gazetesi'nde yazdım. Okumak isterseniz mavi yazıyı tıklayın lütfen.
Yahu bir can gitmiş baharında. İyileştirmek için neler yapabiliriz onu düşünelim, devletçe milletçe derken; biri siyasi görüşüne alet eder diğeri reklamı için kullanır. Sizin ananız babanız evladınız yok mu? Evlat acısının her türlüsünü Allah kimseye göstermesin ama bir de böyle canice, aşağılık cinsel ihtirası için öldürülüp yakılan bir evlat var ortada kimin yüreği dayanır?
Biri çıkıyor twitterda şunu paylaşıyor:

Bu nedir? Bu şahsın beyni nasıl işliyor ben anlamadım! "Laik sistemin ahlaksızlaştırdığı sapıklar" derken ne anlatmak istiyor? Mini etek tek bir şekilde sorgulanır; "o eteği taşıyabiliyor mu yakışıyor mu" şeklinde! Onun dışında kimse kimsenin kıyafetinin ölçüsünü eleştiremez. Yukarıda verdiğim linkte de yazdığım gibi, el kadar erkek çocuklarına tecavüz edenler var bu ülkede onlar da etek mi giymiş? Göğüs dekoltesi mi vermiş?
Evet idam istiyorum bu hasta ruhlu insanlar için. Bana verseler sen infaz et deseler, onun canını almadan önce çektireceğim acıların hesabını yapmaya hayal gücü yetmez o itin.
Devlet, millet bir olup bu gibi yaratıklara ciddi cezalar vermeli. Bir kere olsun birlikte hareket edilsin, bir kere olsun sonuca ulaşılsın. 
Yasalarda değişiklik bu gibi sapık ruhlu insanların ilacı olacaktır!
Sevgiler


Devamını Oku
Blog Tasarım : Sosyal Medya Kafe
Hüzün Sarısı COPYRİGHT © 2014 TÜM HAKLARI SAKLIDIR.