blog yazarlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog yazarlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ekim 2017 Pazartesi

Blog Nedir? Blogger Nedir?

23 Ekim 2017 Pazartesi
Herkese Merhaba.

Bu yazı bir grup aktif blog yazarı tarafından hazırlanmış ortak bir yazı. Çünkü blog ve Bloggerlığın ne olduğunun yanlış bilindiğini düşünüyoruz. Geçtiğimiz günlerde Blog Yazarı arkadaşlarımızdan biri  Instagram'da "Blog nedir biliyor musunuz?" diye anket yaptı. Sonuçlar bizi çok üzdü. O yüzden kendimizce açıklamak istedik.
blog nedir? blogger nedir?

Blog Nedir?

İlk önce "Blog Nedir?" den başlayalım.
Blog; belirli bir konuyu anlatan paylaşımların yapıldığı web tabanlı sitelerdir.  Mesela  şu an bu yazıyı okuduğunuz yerdir. Kendine ait bir adresi vardır.

Blogger Nedir? 

Blogger; belirli bir konu hakkındaki deneyimlerini yazı ve fotoğraflarla anlatarak kişisel sitesinde yayınlayan kişidir. Bloglarımızda kimimiz gezip gördüğümüz yerleri anlatırız, kimimiz okuduğumuz kitapları, kimimiz yaptığımız makyajı kullandığımız kozmetik ürünlerini, kimimin çocuklarımızı, kimimiz hayata dair herşeyi. Sınırsızdır.

Pek kolay değildir. Çok aşamalıdır, hatta yorucu ve masraflıdır ama zevklidir. Sizlere bir blog paylaşımı için neler yaptığımızı da anlatmak isteriz.

Neyi yazacağımıza karar verdikten sonra, fotoğraflarını çekeriz. Bazen 100-150 fotoğraf içinden seçip ayırırız, düzenleriz. En az bir kaç saatimiz bununla geçer.

Yazacaklarımız farklı kişilerin deneyimini de içerecekse araştırma yaparız. Okuruz, sorarız, didikleriz.

Yazmaya başladığımızda kullandığımız dile, imlaya dikkat ederiz. Yazımız, arayan kişinin karşısına kolaylıkla çıksın diye yazı başlığını özenle seçip, etiketlerini hazırlarız. Şimdi yayına hazırız.

Yazıp yayınlamakla bitmez işimiz. Yayılsın, okunsun isteriz. Bu yüzden Facebook, Twitter, Instagram, Pinterest, Google Plus gibi sosyal paylaşım sitelerinde de blogumuza dair hesaplar açarak paylaşımlarımızı yayınlarız.

Sizin gibi bizim de vaktimiz yok aslında. Hepimizin işi, ailesi ve ihmal edemeyeceği sorumlulukları var. Blogumuzu yaşatmak, sürekliliği sağlamak için kendimizden zaman çalarız.

Bloglar Neden Önemlidir?

Bilgiler ilk ağızdan ve deneyim sahibi kişi tarafından verildiği için önemlidir. Blog yazarı yani "Blogger" deneyimini paylaştığı konuyu, tüm gerçekliğiyle anlatmaya özen gösterir çünkü emek verdiği bloguna karşı kendini sorumlu hisseder.

Son zamanlarda sosyal paylaşım sitelerinde açtıkları hesaplarda, kendini Blogger olarak tanıtanlar olmaya başladı. Buna en çok Instagram'da rastlıyoruz. Herkes Instagram hesabı açabilir, istediği her konuda paylaşım yapabilir, bunu süreklilik haline getirebilir. DOĞRU OLMAYAN kişinin Instagram sayfasını BLOG zannetmesi, sadece Instagram üzerinden paylaşım yaparak da ben BLOGGER'ım demesidir.

Instagram'da sahip olunan sayfa, hesabınızdır. BLOG DEĞİLDİR.

Yapılan paylaşımlar hesap yönetimidir. BLOG YAZARI OLMAK DEĞİLDİR.

Biz bundan rahatsız olduk çünkü bir gün önce aldığı cilt bakım ürününü övüp alın aldırın diyeni de gördük, arkadaşımızın yıllardır yazdığı sitesinin adresini kendi sitesiymiş gibi firmalara yollayıp iş birliği teklif edeni de. Başka hesapların paylaştığı fotoğrafları ve yorumları kendileri almış denemiş gibi anlatanları da gördük, firmaların her paylaşımının altına "DM lütfen" yazıp ürün isteyenleri de. Bu tavır, Blogger tanımının lekelenmesi gibi gözüktü bize. Bazen Bloggerlara güvenmiyorum yazanları okuyoruz, kendi adımıza bizi üzüyor. Sosyal medya hesaplarıyla bloglarımızın bir tutulmamasını rica ediyoruz.

Yazı kalıcıdır. Kaç yıl önce yayınlanmış ve hala soru alan yayınlarımız var. Bunları gördükçe mutlu oluyoruz. Sizler yazdıklarımızı okudukça, yorum yaptıkça mutlu oluyoruz. Tek çabamız bloglarımıza sahip çıkmaya çalışmak. Biz yazmaya devam edeceğiz, lütfen sizler de desteğinizi esirgemeyin.

Sevgilerimizle.
Devamını Oku »

24 Ocak 2016 Pazar

Sevdiğim Bloglar Sevmediğim Bloglar

24 Ocak 2016 Pazar


Merhaba Arkadaşlar;

Bugün sizlere aldığım soruların başında gelen bir konudan bahsetmek istedim. Sevilen bloglar hangileridir? Sevilmeyen bloglar hangileridir? Benzeri sorular çok sık geliyor, özellikle bloglara verdiğim önemi kaleme almaya başladığımdan beri. Tabi ki bu soruları cevapsız bırakmadım kısa da olsa yanıtladım ancak herkesin okuması adına bu  konudaki fikirlerimi yazmayı uygun buldum.
Öncelikle şunu belirteyim ben otorite değilim; sevilen bloglar sevilmeyen bloglar diye bir ölçü koyup kategorize edemem. Sadece sevdiğim bloglar sevmediğim bloglar diyerek kendi fikirlerimi paylaşabilirim sizlerle.
Bu yazımda da tam bundan bahsedeceğim. Elbette aklımda bir çok isim var zevkle takip ettiğim. Yazım dilini beğendiğim veya tanıttığı ürün varsa sözüne güvendiğim. Yazdığı yemek tarifini kolay anlaşılır bulduğum. Verdiği bilgileri iş olsun diye değil araştırarak yazdığından emin olduğum. Fakat ben burada bu isimleri paylaşmayacağım; işimiz kişiler değil olaylar olmalı öyle değil mi?
Bu doğrultuda sevdiğim blogları neden sevdiğimi, sevmediğim blogları neden sevmediğimi paylaşacağım. Peki o halde başlayalım.

Sevdiğim Bloglar


  • Blogunu güncel tutan 
  • Blogu için çalışan
  • Pis fikirlerle değil, samimiyetle blog açmış olduğu belli olan
  • Eğer kozmetik yazıyorsa beğenmediği taraflarını da yazan
  • Eğer yemek blogu ise anlaşılır, kendi denemesi ile kendi fotoğrafları ile yazan
  • Gündem paylaşıyorsa, haber sitelerinden yazıyı alıp cümlelerin yerlerini değiştirmeden kendi cümleleri ve fikirleri ile harmanlayan.
  • Anne çocuk blogu ise yine farklı web sitelerinin ilgili bültenlerinden değil deneyimlerinden gözlemlerinden yola çıkarak yazısını hazırlayan
  • Firma odaklı değil takipçi odaklı hareket eden. Firmalar markalar gelir gider, değişir. Ama takipçinin güveni kaybolursa biter blogger.
  • Fotoğraflarını özenle hazırlayan (bu konuda teknik anlamda ben de eksiğim)
  • Yazısına sadece ilgili etiketleri ekleyen
  • Sosyal medya hesaplarını sadece takipçisini bloguna yönlendirmek için kullanan.
  • Bloguna gelen yorumları yanıtlamayı ihmal etmeyen. Takipçisi ile samimi olup ancak laçkalaşmayan.
  • Firmalara yalvarmayan, ağlamayan ve diğer blogları lekelemeyen.
  • Arada samimi çekilişler yapıp takipçisini sevindiren. Arada diyorum haftada bir değil:))
  • Üç kuruşa reklam alıp küçülmeyen. (bir makaleyi 10 liraya yazar mısınız diye bir teklif gelmesini kendime hakaret sayarım. Bunun suçlusu bunu kabul edenlerdir teklif yapan firma değil)
  • Çağırıldığı lansman etkinlik v.s organizasyonları hakkını vererek yazan, unutmayan.
  • Takipçi satın almamış olmanın haklı gururunu yaşayan. (haklı gurur diyorum siz bir düşünün)
  • Hırs ile hevesi, gıpta ile kıskançlığı birbirine karıştırmayan
  • Alçak gönüllü olan

Sevmediğim Bloglar


  • Blogunu tamamen formalite açmış
  • Ayda bir defa hatta üç ayda bir defa yazı giren
  • Konusu ne olursa olsun oradan buradan yazı alıp, içerik üretemeyen.
  • Blogu sadece basın bültenleri ile dolu olan
  • Bir blogger etkinliğine dahil olabilmek için kırk takla atan. Bu ortamlarda bulunmak için kılıktan kılığa giren
  • Şirin olmakla şebekliği birbirinden ayıramayan.
  • Biraz ilerlediğinde yeni başladığı günleri unutup, yeni bloggerlara yukarıdan bakan heveslerini kıran.
  • Bloguna yapılan yorumlara geri dönmeyen, yorumları yayınladığı halde görmezden gelen
  • Bir yardım isteyeni geçiştiren veya hiç cevap vermeyen
  • Tüm bilgisini kendine saklayan, kimseyle paylaşmayan
  • Yazdığı postların yarısından çoğu çekiliş olan. 1 krem 2 mendil vs için blogunda post ayıran. Ben aktif iş hayatıma ara verince bir süre çekilişlere katıldım. O dönemde böylelerini çok gördüm.
  • Takipçi satın alıp, diğer alanlara hakaret eden. Bu tipler takipçi alanlardan daha tehlikeli
  • Etkinlik yapıp orada işinin bittiğini zanneden, sponsorlarına karşı sorumluluklarını yerine getirmeyen.
  • Blogger etkinliklerine katılıp yazılarını yazmayıp etkinlik sahiplerini mahcup eden.
  • Başkalarını sadece yazıları ile değil tüm tavırları ile taklit eden, bir tarz oluşturamayan
  • Markalara veya kendinden büyük bloglara "çekilişte bana çıkarın size takipçi getireyim" gibi iğrenç cümleler kuran
  • Arkasından söylemediği söz kalmayan bloggerlarla çıkar doğrultusunda kanka olan
  • Bir fondötene 120 lira verip orada burada tanıtıp hala blogunu ilk açtığı gün gibi basit bir tasarımda bırakan.
  • Başkalarının başarılarına tahammül edemeyip oturduğu yerden başarı bekleyen. Tebrik-teşekkür-özür gibi kelimeleri bünyelerinde barındırmayan.


İşte sevdiğim ve sevmedim blogger özellikleri. Mesela bana sadece iki defa sorulan ama kafama takılan bir soru var. Aklında olup soramayan varsa cevaplayayım. Diyorlar ki "8000 takipçim var beni takip etmiyorsun 150 takipçisi olanı takip ediyorsun" 150 takipçisi olan kişi blogger. Blog yazıyor. İnstagrama falancanın blogu diye isim yazıp blogger adı altında dolanmıyor. Senin 8000 sahte takipçin benim umurumda değil ama o 150 kişinin takip ettiği BLOGGER umurumda hem de çok:) Çünkü emek veriyor, parayla takipçi alıp iki fotoğraf paylaşmıyor.

Bir önemli konu da hazırlığını yaptığım blogger etkinliği. Bir çok blogger son haftaya kadar duyurmaz, hatta konuklarına bile tembih eder. Bunu ben de yaptım daha önce. Konuklara tembih etmek değil de duyurmadım. Ama bu defa yazdım duvarımda ve çok çok mesaj geldi "ben de katılabilir miyim" diye. Konuklarımı neye göre davet ettim hemen onu anlatayım. Blogu aktif olmalıydı. Takipçisi ile ilişkileri iyi olmalıydı. Bir çoğunun haberi bile olmayan alexa değerlerini kontrol ediyor ve ciddiye alıyor olmalıydı. 13 davetlim var bu etkinlikte. Sadece 1 tanesi yeni bir blogger. Onu her etkinlikte yapmaya devam edeceğim Allah nasip ederse. Her etkinlikte yeni bir isim olacak listemde. Elbette sevdiğim takdir ettiğim bloggerlar 13 kişi değil, daha çok var ama hepsini birden davet etme şansım yazık ki yok. Keşke 50 kişilik bir organizasyon yapma imkanım olsa ve hepsini ağırlayabilsem.

Biliyorum bu yazdıklarımdan dolayı beni hiç sevmeyen, nefret edenler var ama bu benim için önemli değil. Doğru bildiğimi her zaman savundum öyle yapmaya da devam edeceğim.

Son olarak sık kullandığım bir cümle ve buna iki örnekle yazımı tamamlamak istiyorum. "Herkesin şansı kalbindeki samimiyet kadar olsun"
Örnek 1: İki gün önce Gamze Çelikdemir ile konuşuyorduk ve onun adının Süslü Sözlük'te yer aldığını gördüm. Hemen linki ona yolladım (o daha önce farketmiş o ayrı). Çok sevindim çünkü blogu için uğraşan bir blog yazarı. Ve ertesi gün hiç aklımda yokken Uludağ Sözlük'te benim blogumun adının geçtiği haberini aldım.
Örnek 2: Çay Aşkı bir çekiliş yapıyordu. Kampanyacı arkadaşlarım katılsın diye ben de katılıp duvarımda paylaştım ama 3 kazanandan biri ben oldum ki çekilişlerde şansı olmayan biriyim.


Velhasıl kelam;
"Kendi ışığına güvenen, başkasının parlamasından rahatsızlık duymaz"
Victor Hugo


Sevgiler



Devamını Oku »