arabesk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arabesk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2014 Çarşamba

Bir Müslüm Gürses Geçti. Yüreğimizden...

1 Ekim 2014 Çarşamba
Bir kez daha merhaba;
magazinmatik.com da bu hafta köşemde yazdığım yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Fotoğraflar için Müslüm Gürses Resmi Sayfası admini Bünyamin Özgür'e çok teşekkür ediyorum.


Sevgilerimle




Bir Müslüm Gürses Geçti. Yüreğimizden...


Bir önceki yazımda arabeskten bahsetmiştim. Ortalığı kasıp kavurduğu günleri, bir çok ismi yıldız yaptığı günleri anlatmıştım ve sonra yok olmaya yüz tuttuğu günleri.Sebepleri ile.


O günden beri düşünüyorum o yazıda isimleri yazdığım hayatları. Kimler, kimler kimler... Birini hayatı, yaşadıkları ve hayranları ile irdelemeliydim. Bana en yakın, birebir tanıdığım çalıştığım Müslüm Gürses en iyi seçimdi benim için.
Bir biyogrofi olarak düşünmeyin, o her yerde var; bu bir ustanın hayatını benim yorumlayışım nacizane.
Anne ve kardeş acısını çok genç yaşında yaşamış ve tanışmış acıyla. Bana göre yaşamının her noktasında muhatap olmak zorunda kaldığı bir duygu acı. Arada olan güzel şeyler sadace ona oksijen, nefes alması için olmuş, olduysa.
Bir çay bahçesinde başlayan müzik macerası yıl 1965. Soyadı değişir Gürses olur. Sonrasında ilk 45lik yıl 1968 (Adana basımı). Ardı ardına çıkmaya devam eder 45likler. Ve herşey yoluna girdi derken 1979 yılında yaşadığı korkunç trafik kazası. Kendi tabiri ile öbür uykuya geçmesi.




1981 Muhterem Nur ile tanışır bir turnede. Son nefese kadar sürecek birliktelik başlar. Bu noktada bilmeyenler için hatırlatma gereği duyuyorum. O dönem hayran kitleleri güçlü olan Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur ve İbrahim Tatlıses dahil tek resmi nikahı olan çift Muhterem Nur ve Müslüm Gürses idi (1985).
1986'da çıkan Küskünüm isimli kaseti 4.350.000 adet satıyor. Daha fazla satan bir albüm var mı? Varsa da ben bilmiyorum.


Ona "baba" lakabı uygun görüldü hayran kitlesi çok büyüdü ve hayranlarının jiletlerle kendilerini kesmesi alışılan bir durum oldu. Peki neden diğer ünlülerin hayranları değil de, Müslüm Gürses hayranları bunu yapıyordu? Adana da organize ettiğim bir konserde, ben sahnede ustayı anons ederken onu bekleyen hayranlarının tam karşımda kollarını kestiğini ve kesilen yerlere gazete kağıdı kapadığını gözlerimle gördüğümde bunun üzerine gitmem gerektiğini düşündüm.
Şöyle bir baktığımızda bu eylemin geçmişte daha fazla olduğunu görüyoruz. Müslüm Gürses'in şöhret olmaya başladığı yıllara dönelim tekrar. Ekonomik şartlar sebebi ile köyden şehire göçün, çalışmaya yurt dışına gidişlerin bol olduğu dönemler. Ülkede ya zengin var ya fakir, ortası yok. Margarin, tüp almak için insanların kuyruğa girdiği o berbat dönemler. Aile içinde ekonomik şartlar sosyal iletişimi engelliyor.Herkes mutsuz, herkes ekonomiye kilitli, herkes hayata tutunma peşinde. Zengin fakir ayırımından veya yine ekonomik sorunlardan sevdiğine kavuşamamış gençler. İşin özü mutsuz bir çoğunluk! Bir adam çıkıyor ve isyan dolu eserler söylüyor. Kendisi de acı dolu bir hayat yaşadığı için dinleyicisine bu duyguyu geçirebiliyor. İsyankar, Esrarlı Gözler, Hayatımı Sen Mahvettin, Yıkıla Yıkıla Yaşayan Benim diyor ve zaten mutsuzlukta dibe vurmuş insanlar, darmadağın ruh hallerinden sebep Müslüm Gürses şarkılarına kendilerine zarar vererek eşlik ediyorlar, o dönem için bu onların isyan şekli.Halkın onu çok fazla sevmesinin bir nedeni de nedir biliyor musunuz? Ona her yerde rastlamak, fotoğraf çektirmek muhabbet etmek mümkündü. Asla kendini ulaşılmaz bir yere koymamıştı. Sıradan bir çorbacıda çorbasını içerken onu görmek yanına gitmek imkansız değildi. Halktan hiç soyutlamadı kendini.
Yıllar geçtikçe aynı tepkiyi verenler azalıyor. 1980 lerde jilet ellerinde Müslüm Gürses konserine gelenler şimdilerde evli çoluk çocuk sahibi. Kollarında jilet, yüreklerinde Müslüm Gürses'in izi var.
Zaman ilerliyor ve daha önce bahsettiğim arabeskte düşüş başlıyor (bknz:bir önceki yazım). Arabesk albümler eskisi gibi satmadığından yapımcılar tarafından tercih edilmiyor. Gazinolar kapanıyor, konserlerde arabesk tercih edilmiyor ve Müslüm Gürses'e tarz değişikliği teklif ediliyor. İsteyerek mi yoksa kazanç için mi hala bilmiyorum, usta bu teklifleri kabul ediyor pop ve rock eserler seslendiriyor. O dönem konuştuğum hayranlarının hepsi buna tepkili, damar tabir ettikleri müziği bekliyorlar ama olmuyor yıllar boyu. Sahne programları ve konserlerinde yine arabesk okuyor Müslüm Gürses ama televizyon ve albümlerde daha esnek eserler okumaya devam ediyor. Evet, entel bir kitle oluşturuyor kendine. Zamanında Müslüm Gürses dinlediğini söylemeye çekinenler arabalarında Müslüm Gürses cd leri ile yolculuk yapmaya başlıyor. Gel gelelim gerçek kitlesini gücendiriyor. Takip ettiğimizde görüyoruz bahse konu kitle yine, Sadece, Senin Hasretin Varken, Sende Kalmış gibi eserleri tekrar tekrar dinlemekten bıkmıyor.

Yıl 2012 usta rahatsızlanıyor, önce sigarayı bırakıyor. Doktorlar ameliyat diyor, o esnada Müslüm Gürses le iki albüm birden çalışıyoruz. Albümün birini tamamlıyor cd kopyayı alıp evine gidiyor, dinliyor. Bir iki şarkının yeniden okunması lazım diyor telefon açıyor ve tüm ekibi stüdyoda topluyor. Yönetmenimiz Kemal Arapoğlu, yapımcımız Yusuf Ziya Oran ve diğer ekip arkadaşlarımız. Huzursuz olduğu bölümleri söylüyor tekrar okuyor. Ertesi sabah ameliyatı var. Stüdyo kapısında arabayı beklerken Mecidiköy de bulunan büyük iş merkezlerine bakıp "bunları buraya neden diktiler, ne gerek vardı" diyor dalgın bakışlarla ve sonra Ziya Bey'e dönüp "ben ölürsem bu albümün adını Veda koyun" diyor. Sabah gülerek giriyor ameliyata olabildiğince pozitif. Ve ameliyattan sonra yaklaşık 4 ay yoğun bakımda yatıyor. 03 Mart 2013 sabah 09.30 da biz onu kaybediyoruz.
Dedim ya! Bir Müslüm Gürses geçti taa yüreğimizden...
Devamını Oku »

28 Eylül 2014 Pazar

Arabesk Diyorum

28 Eylül 2014 Pazar
Merhaba Arkadaşlar
Biliyorsunuz 23 Eylül'de Magazinmatik.com ailesine katıldım ve ilk yazım yayınlandı. O yazımı okumayanlar için bir kez de buradan paylaşmak istedim.





Arabesk diyorum

Kiminin hayatının bir parçası, kiminin asla tahammül edemediği kimilerinin ise gizli kapaklı yalnız başına dinlediği müzikten bahsediyorum.

Ve nereden nereye diyorum.
Geriye dönük baktığımızda, araştırdığımızda 1950 li yıllarda başlamış arabesk dinleme, çalma söyleme eylemleri. 1970 li yıllarda coşmuş 1990 ların ilk zamanlarına kadar sürmüş bu akım.
Kimler gelmiş kimler geçmiş değil mi? Ferdi Tayfur, Orhan Gencebay Müslüm Gürses mesela. Veya Bergen, Tüdanya, Kibariye, Biricik filan. Hatta ismini hatırlayamadığımız bir çok arabesk yorumcusu gelip geçmiş müzik tarihinden. Mesela kitlesi belirli bir isim Cavit Karabey. Bir milyon satan albümü olmuş ancak o da bir çok arabeskçi gibi zamanla erimiş. Sıradan yerlerde sahne almaya başlamış ve henüz 50 yaşında gittiği bir turnede otel odasında hayatını kaybetmiş. Mesela Bergen. 7 yıllık müzik geçmişinde sayısız eser seslendirmiş çok genç yaşta öldürülmüş ama eserleri hala az sayıdaki arabesk sever tarafından dinleniyor. Bu gibi hikayelerden uzun bir liste çıkar aslında. Şimdilik anlatmak istediklerim için bunlar yeterli diye düşünüyorum.
'Baba' diye lakapları olan ve 70 li yıllardan beri büyük kitlelere sahip olan, ayrıca hala ünlerini koruyan isimlere bir bakalım. Orhan Gencebay. Çizgisini asla bozmadı ama yaptığı işle yaşamsalını artık müzik yaparak sağlayamayacağını düşündüğünden sanıyorum müzik yarışma programlarına jüri üyeliği yaptı. Ferdi Tayfur. Müzikten kazanç onun için de bitmişti ve artık yapabileceği birşey kalmamıştı, rahatsızlandı kötü günler geçirdi ancak şöhretini korumaya kararlıydı. Müslüm Gürses. Sanıyorum ki bu isimler arasında en fazla albüme sahip sanatçıdır. Arabesk dönemi hızını kesmeye başlayınca o da bocaladı albümler satmıyor yapımcılar para yatırmak istemiyor. Sonra kendisine yapılan teklifi kabul etti pop rock söyledi ve hayranlarını küstürdü. Kötü mü söyledi? Tabi ki hayır. Müslüm Gürses çok iyi bir solist her tür eseri hakkını vererek okur ama ondan beklenen pop şarkıları değildi. Kitlesinde düşüş oldu veya kemik tabir edilen hayranları eski şarkılarını dinlediler sürekli. Albümleri satmadı ve son nefesine kadar sahneye çıktı.
Peki ne oldu da milyon satan bu albümler alıcı bulamadığı gibi dinleyicisi de azaldı? Üstelik o dönem arabesk yasağı vardı di mi? 
Bugün arabesk albümler satmıyor, arabesk eser besteci ve söz yazarları para kazanamıyor, solistleri sahneye çıkacak mekan bulamıyor. 
1990 lı yılların başında bir pop furyası oluştu inanılmaz ilgi gördü. O dönemin genci yaşlısı buna yöneldi üstelik yasak değildi her yerde dinleme şansları vardı. Arabeski Türk sanat müziği ile karıştırıp daha yumuşak ve yasaksız bir bir tür daha oluştu fantazi dediler adına. Alternatif müziklerde vardı, rock metal vs. Biraz heves biraz özenme ile bu tarafa doğru giden de oldu.
Arabesk küçümsenmeye başlandı ciddi anlamda. Gizli kapaklı dinleyenleri takip edenleri biliyorum ben mesela, ünlü veya ünsüz. İlerleyen yıllarda bir şarkıcı çıktı arabeski yerden yere vurdu aşağıladı. Onun hayranları ve müzik zevki oturmamış gençler bunu ciddiye aldı. Sonra bu şarkıcı arabesk şarkıları yeniden düzenleyip albüm yaptı ve kazanç elde etti. Tabi arabeskin eskisi kadar ilgi görmemesinin bir nedeni de gazinoların kapanıp barların açılması oldu her türlü üretim durdu.
Görüyoruz ki, hiç bir popülerite kalıcı değil ama arabeskin dünü ve bugünü arasındaki fark bu kadar açık olmasaydı keşke. 
Şu an popüler olan tarz nedir derseniz benim verecek bir cevabım yok. Her tarzın kemik dinleyicileri var ama müzik severler bu kadar karışık tür içinde neyi dinleyeceğine inanın karar vermiş değil.
Bugün Lady Gaga konserine bilet bulamadığını konuşuyorsa ayda 1.000 liraya çalışan taşra gencimiz, biz bu konuları daha çok yazar çizer konuşuruz.
Sevgiler

Devamını Oku »

23 Eylül 2014 Salı

Yıllar Sonra Yeniden Köşe Yazıyorum...

23 Eylül 2014 Salı
Merhaba

Takipçilerim ve yakın tanıyanlar bilir. Yıllar önce bir gazetede köşe yazardım sonra bir haber sitesinde yazdım uzun süre. Daha sonra yazılarım, şiirler ve dostlar arasında okuduğum eleştirilerde kaldı.
Ve bu günlerde Magazinmatik.com imtiyaz sahibi Funda Hanım (zaten arkadaşım) ile görüşmelerim oldu. Farklı bişey konuşurken çıktı ortaya yeniden köşe yazma olayım ve artık Magazinmatik.com ailesindeyim.
Bu çok heyecan verici benim için. Çünkü yazmak benim için en iyi ifade biçimi. Ve ben kendimi her zaman en iyi şekilde ifade etmeye devam edeceğim.

Sevgiler:)





Devamını Oku »