sevdiğim bloglar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevdiğim bloglar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ocak 2016 Pazar

Sevdiğim Bloglar Sevmediğim Bloglar

24 Ocak 2016 Pazar


Merhaba Arkadaşlar;

Bugün sizlere aldığım soruların başında gelen bir konudan bahsetmek istedim. Sevilen bloglar hangileridir? Sevilmeyen bloglar hangileridir? Benzeri sorular çok sık geliyor, özellikle bloglara verdiğim önemi kaleme almaya başladığımdan beri. Tabi ki bu soruları cevapsız bırakmadım kısa da olsa yanıtladım ancak herkesin okuması adına bu  konudaki fikirlerimi yazmayı uygun buldum.
Öncelikle şunu belirteyim ben otorite değilim; sevilen bloglar sevilmeyen bloglar diye bir ölçü koyup kategorize edemem. Sadece sevdiğim bloglar sevmediğim bloglar diyerek kendi fikirlerimi paylaşabilirim sizlerle.
Bu yazımda da tam bundan bahsedeceğim. Elbette aklımda bir çok isim var zevkle takip ettiğim. Yazım dilini beğendiğim veya tanıttığı ürün varsa sözüne güvendiğim. Yazdığı yemek tarifini kolay anlaşılır bulduğum. Verdiği bilgileri iş olsun diye değil araştırarak yazdığından emin olduğum. Fakat ben burada bu isimleri paylaşmayacağım; işimiz kişiler değil olaylar olmalı öyle değil mi?
Bu doğrultuda sevdiğim blogları neden sevdiğimi, sevmediğim blogları neden sevmediğimi paylaşacağım. Peki o halde başlayalım.

Sevdiğim Bloglar


  • Blogunu güncel tutan 
  • Blogu için çalışan
  • Pis fikirlerle değil, samimiyetle blog açmış olduğu belli olan
  • Eğer kozmetik yazıyorsa beğenmediği taraflarını da yazan
  • Eğer yemek blogu ise anlaşılır, kendi denemesi ile kendi fotoğrafları ile yazan
  • Gündem paylaşıyorsa, haber sitelerinden yazıyı alıp cümlelerin yerlerini değiştirmeden kendi cümleleri ve fikirleri ile harmanlayan.
  • Anne çocuk blogu ise yine farklı web sitelerinin ilgili bültenlerinden değil deneyimlerinden gözlemlerinden yola çıkarak yazısını hazırlayan
  • Firma odaklı değil takipçi odaklı hareket eden. Firmalar markalar gelir gider, değişir. Ama takipçinin güveni kaybolursa biter blogger.
  • Fotoğraflarını özenle hazırlayan (bu konuda teknik anlamda ben de eksiğim)
  • Yazısına sadece ilgili etiketleri ekleyen
  • Sosyal medya hesaplarını sadece takipçisini bloguna yönlendirmek için kullanan.
  • Bloguna gelen yorumları yanıtlamayı ihmal etmeyen. Takipçisi ile samimi olup ancak laçkalaşmayan.
  • Firmalara yalvarmayan, ağlamayan ve diğer blogları lekelemeyen.
  • Arada samimi çekilişler yapıp takipçisini sevindiren. Arada diyorum haftada bir değil:))
  • Üç kuruşa reklam alıp küçülmeyen. (bir makaleyi 10 liraya yazar mısınız diye bir teklif gelmesini kendime hakaret sayarım. Bunun suçlusu bunu kabul edenlerdir teklif yapan firma değil)
  • Çağırıldığı lansman etkinlik v.s organizasyonları hakkını vererek yazan, unutmayan.
  • Takipçi satın almamış olmanın haklı gururunu yaşayan. (haklı gurur diyorum siz bir düşünün)
  • Hırs ile hevesi, gıpta ile kıskançlığı birbirine karıştırmayan
  • Alçak gönüllü olan

Sevmediğim Bloglar


  • Blogunu tamamen formalite açmış
  • Ayda bir defa hatta üç ayda bir defa yazı giren
  • Konusu ne olursa olsun oradan buradan yazı alıp, içerik üretemeyen.
  • Blogu sadece basın bültenleri ile dolu olan
  • Bir blogger etkinliğine dahil olabilmek için kırk takla atan. Bu ortamlarda bulunmak için kılıktan kılığa giren
  • Şirin olmakla şebekliği birbirinden ayıramayan.
  • Biraz ilerlediğinde yeni başladığı günleri unutup, yeni bloggerlara yukarıdan bakan heveslerini kıran.
  • Bloguna yapılan yorumlara geri dönmeyen, yorumları yayınladığı halde görmezden gelen
  • Bir yardım isteyeni geçiştiren veya hiç cevap vermeyen
  • Tüm bilgisini kendine saklayan, kimseyle paylaşmayan
  • Yazdığı postların yarısından çoğu çekiliş olan. 1 krem 2 mendil vs için blogunda post ayıran. Ben aktif iş hayatıma ara verince bir süre çekilişlere katıldım. O dönemde böylelerini çok gördüm.
  • Takipçi satın alıp, diğer alanlara hakaret eden. Bu tipler takipçi alanlardan daha tehlikeli
  • Etkinlik yapıp orada işinin bittiğini zanneden, sponsorlarına karşı sorumluluklarını yerine getirmeyen.
  • Blogger etkinliklerine katılıp yazılarını yazmayıp etkinlik sahiplerini mahcup eden.
  • Başkalarını sadece yazıları ile değil tüm tavırları ile taklit eden, bir tarz oluşturamayan
  • Markalara veya kendinden büyük bloglara "çekilişte bana çıkarın size takipçi getireyim" gibi iğrenç cümleler kuran
  • Arkasından söylemediği söz kalmayan bloggerlarla çıkar doğrultusunda kanka olan
  • Bir fondötene 120 lira verip orada burada tanıtıp hala blogunu ilk açtığı gün gibi basit bir tasarımda bırakan.
  • Başkalarının başarılarına tahammül edemeyip oturduğu yerden başarı bekleyen. Tebrik-teşekkür-özür gibi kelimeleri bünyelerinde barındırmayan.


İşte sevdiğim ve sevmedim blogger özellikleri. Mesela bana sadece iki defa sorulan ama kafama takılan bir soru var. Aklında olup soramayan varsa cevaplayayım. Diyorlar ki "8000 takipçim var beni takip etmiyorsun 150 takipçisi olanı takip ediyorsun" 150 takipçisi olan kişi blogger. Blog yazıyor. İnstagrama falancanın blogu diye isim yazıp blogger adı altında dolanmıyor. Senin 8000 sahte takipçin benim umurumda değil ama o 150 kişinin takip ettiği BLOGGER umurumda hem de çok:) Çünkü emek veriyor, parayla takipçi alıp iki fotoğraf paylaşmıyor.

Bir önemli konu da hazırlığını yaptığım blogger etkinliği. Bir çok blogger son haftaya kadar duyurmaz, hatta konuklarına bile tembih eder. Bunu ben de yaptım daha önce. Konuklara tembih etmek değil de duyurmadım. Ama bu defa yazdım duvarımda ve çok çok mesaj geldi "ben de katılabilir miyim" diye. Konuklarımı neye göre davet ettim hemen onu anlatayım. Blogu aktif olmalıydı. Takipçisi ile ilişkileri iyi olmalıydı. Bir çoğunun haberi bile olmayan alexa değerlerini kontrol ediyor ve ciddiye alıyor olmalıydı. 13 davetlim var bu etkinlikte. Sadece 1 tanesi yeni bir blogger. Onu her etkinlikte yapmaya devam edeceğim Allah nasip ederse. Her etkinlikte yeni bir isim olacak listemde. Elbette sevdiğim takdir ettiğim bloggerlar 13 kişi değil, daha çok var ama hepsini birden davet etme şansım yazık ki yok. Keşke 50 kişilik bir organizasyon yapma imkanım olsa ve hepsini ağırlayabilsem.

Biliyorum bu yazdıklarımdan dolayı beni hiç sevmeyen, nefret edenler var ama bu benim için önemli değil. Doğru bildiğimi her zaman savundum öyle yapmaya da devam edeceğim.

Son olarak sık kullandığım bir cümle ve buna iki örnekle yazımı tamamlamak istiyorum. "Herkesin şansı kalbindeki samimiyet kadar olsun"
Örnek 1: İki gün önce Gamze Çelikdemir ile konuşuyorduk ve onun adının Süslü Sözlük'te yer aldığını gördüm. Hemen linki ona yolladım (o daha önce farketmiş o ayrı). Çok sevindim çünkü blogu için uğraşan bir blog yazarı. Ve ertesi gün hiç aklımda yokken Uludağ Sözlük'te benim blogumun adının geçtiği haberini aldım.
Örnek 2: Çay Aşkı bir çekiliş yapıyordu. Kampanyacı arkadaşlarım katılsın diye ben de katılıp duvarımda paylaştım ama 3 kazanandan biri ben oldum ki çekilişlerde şansı olmayan biriyim.


Velhasıl kelam;
"Kendi ışığına güvenen, başkasının parlamasından rahatsızlık duymaz"
Victor Hugo


Sevgiler



Devamını Oku »