Yemek blogları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yemek blogları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mayıs 2017 Pazartesi

Takip Edilmesi Gereken Bloglar

1 Mayıs 2017 Pazartesi
en-iyi-bloglar


Merhaba

Bugün de farklı bir yazı olsun istedim. Samimiyetlerine inandığım, ilgi ile takip ettiğim blogları sizinle paylaşmak istiyorum. Bu benim kendi listem.  Takip Edilmesi Gereken Bloglar ismini herhangi bir veri üzerine değil, yani en iyi kozmetik blogları veya en iyi yemek blogları demiyorum; yazdıkları benim beklentilerimi karşıladığı için uygun gördüm bu yazıma. Aslında bu soru bana snapchatte gelen sorulardan biriydi ama liste uzun zaman kısa olduğundan orada değil burada paylaştım. (snapchat huzunsarisi) Ayrıca bana göre en iyi blogların isimleri sabit dursun istedim blogumda. Elbette her blog sürekli aktif olmayabilir. O durumlarda da güncelleme yapacağım listede.
Bu arada takip ettiğim halde ismini burada göremeyenler bana kırılmasın lütfen.
İsimleri alfabetik sıra ile yazmaya çalışacağım belirteyim.
Buraya ismini yazdığım blogları seçerken neyi ölçü tuttum onu da anlatıp listeyi paylaşacağım sizinle. Ortak özellikleri benim gibi bloglarını ilk sırada tutmuş olmaları ve yazdıkları ürün, tarif her ne ise samimi olduklarından emin olduklarım. Yani aşağıdaki listede bir ürünü sırf markaya yaranmak için öven bir kozmetik yazarı bulamazsınız. Veya oradan buradan toplama tariflerle öneride bulunan bir yemek yazarı da bulamazsınız. Bugüne kadar edindiğim izlenimler böyle. Ayrıca listede gördüğünüz yazarlar blogunu sürekli güncel tutuyorlar. Birkaç tanesi şu sıralar yeteri kadar aktif değil ama sebeplerini biliyorum ve en kısa zamanda eskisi gibi aktif yazmalarını diliyorum. Yine bu isimlerin hem kendilerine hem okuyucularına saygıları var ki, bunu geçiştirerek yazı yazmamalarından, çektikleri fotoğraflara dikkat etmelerinden anlıyoruz. Benim için bir önemli husus da şu; markalarla çalışan blogların sorumluluklarını yerine getirme alışkanlıkları. Gördüğünüz listede buna ciddi anlamda dikkat edenler var. 
Daha önce Sevdiğim Bloglar Sevmediğim Bloglar başlıklı bir yazı yazmıştım. Şu bahsettiğim özellikleri ve tam tersi olanları orada maddelemiştim. Yeni blog yazmaya başlayanlar için belki faydalı olur. Mavi linki tıklarsanız ulaşırsınız yazıya.

Güncelleme: 07.06.2017 bazı blogları aktif olmadıkları sebebi ile silip yeni bloglar ekledim. Listeden çıkardıklarım bana kırılmasın, madem öneride bulunuyoruz; aylarca yazı yazılmamış bir blogu öneremezdim. Kız kardeşim dahil bu isimleri kaldırdım. Ara ara güncelleme devam edecek tarihi burada belirteceğim.

Başlayalım isterseniz:)

Audrey'in Şekerleri kişisel bakım kozmetik blogu
Benim Tutkum Blog kişisel bakım ve kozmetik blogu
Birgül'ün Lezzetleri Yemek blogu
BlogluYorum Kozmetik ve Yaşam blogu
Cadının Kozmetik Kazanı Kişisel bakım ve yaşam blogu
Emel'in Mutfağı yemek blogu
2 Çocukla Hayat anne ve yaşam blogu
Gamze Çelikdemir kişisel bakım ve kozmetik blogu
Gülümse Yüzüme  kişisel bakım ve yaşam blogu
Kırmızı Rujlu Blog Kişisel bakım ve kozmetik blogu
Locosmetico kişisel bakım ve kozmetik blogu
Makyaj Kelebeği kişisel bakım ve kozmetik blogu
Oje Canavarı Blog kozmetik blogu
Örgü Çantam el işi blogu
Sosyal Medya Kafe yaşam blogu
Yeliz'in Keşifleri kişisel bakım ve kozmetik blogu




Blogger olmayan ama keşke olsalar dediğim isimler de var. O kadar güzel ve yerinde sunumları var ki, emeklerinin silinip gitmesine oturduğum yerden üzülüyorum. Snapchatte de izliyorum onları. Dilerim en kısa zamanda blog veya youtube kanalı açarlar. 
Dediğim gibi listeye ekleyeceklerim olacaktır zaman içinde ama yukarıda saydığım özelliklerin çoğuna sahip olan blog yazarlarının isimleri böyle. Alfabetik sıra ile yazdığımı tekrar hatırlatayım.

Sevgiler

Devamını Oku »

14 Haziran 2015 Pazar

Ciğeristan'da Özel Bir Gün

14 Haziran 2015 Pazar
yemek-onerisi

Merhaba Arkadaşlar;
Dün, yani 12 Haziran 2015 tarihinde yemek blog yazarı arkadaşlarımla birlikte Ciğeristan'ın konuğu olduk. Bir çok özel lezzet ve ilgi ile karşılandık. Onlara geçmeden önce bu toplantı nasıl oluştu onu anlatayım dilimin döndüğünce.
Biz ailece Ciğeristan'ın ilk kurulduğu yıllardan beri (önce Aksaray şubesi vardı sadece) gideriz. Lezzetini ve personel ilgisini çok severiz. Mesela müşteri gelir, kim olursa olsun mekan sahipleri bile ayağa kalkıp karşılar ve dost gibi yakındırlar herkese.
Hatta eskiden karnımız aç olmasa bile ofis çıkışı uğrar, çayımızı içer sohbetimizi eder öyle dönerdik evimize.
Daha sonra Zeytinburnu şubesi açıldı. Orada da lezzet ve ilgi aynı. Personel alımı ve eğitimi konusunda en az lezzetleri kadar başarılılar.
Geçen hafta yurt dışından gelen misafirlerimizi Zeytinburnu şubesine götürdük ve orada aklıma geldi. Tamam Ciğeristan bir marka oldu ama hala bilmeyenler var. Mekan sahiplerinden Ali Kember'e (ben kendisine tertip derim, aynı yıl doğumuşuz sebebi bu), "Tertip gel yemek bloglarını ağırlayalım birlikte burada dedim. Çünkü lezzet konusunda uzmanlaşmış insanların fikirleri benim için çok önemli. Gün belirledik ve ben yemek bloggerı arkadaşlarıma davetimi yaptım, dün de hep birlikte Ciğeristan'ın güzel atmosferini yaşadık. Katılan blogları aşağıda linkleri ile paylaşacağım. Bu arada bu tadım etkinliğinde bir ilk olsun istedim; sosyal medyayı iyi kullanan ve sosyal medya kullanıcılarını temsil edebilecek bir arkadaşımızı davet ettim. Sanıyorum bundan sonra yapacağım organizasyonlarda da bunu uygulayacağım.
Mekana geldiğimizde masamız hazırdı, blogger konuklarımız da teker teker geldiler. Siparişlerimiz alındı. Ciğeristan'da sadece ciğer yok bu arada, Adana Kebabı, Urfa Kebabı, Çöp Şiş gibi seçenekler de bulunuyor.
Masamız mezelerle donatılmaya başlandı.
cigeristan
Siparişlerimize göre ciğerlerimiz, kebaplarımız geldi sohbet eşliğinde başladı tadım etkinliğimiz. Biz muhabbetimizi ederken bizlere "hoşgeldiniz" konuşmasını mekan sahiplerinden Hamit Bey yaptı. O arada konfetiler patladı ve maytaplar patladı masada bir güzel show izledik.

Bu sürprizler ani geliştiğinden fotoğraf veya video çekme imkanımız kısıtlı oldu, yani hazırlıksız yakalandık.
Ardından benim favori tatlılarımdan künefelerimiz geldi. Masaya gelir gelmez ben tabağıma almak için hamle yapıyordum ki Asimetrik blog yazarı Mehtap "bari fotoğrafını çekseydim" dedi, birden blogger olduğumu hatırladım:))

Tabi tüm bunlar yenilip içilirken, sohbet edilirken kaç bardak çay içtim inanın hatırlamıyorum. Demledikleri çay bile yıllardır lezzetini hep korudu. 
Daha sonra menengiç kahvesi geldi, tabağın kenarında alevler çıkıyor. Daha evvelki Ciğeristan ziyaretlerimde fotoğraflayıp instagram hesabımda paylaşmıştım. Bu defa gün ışığı olduğundan alevleri görüntülemek mümkün olmadı ancak çok ilginç bir şey oldu; Filizza blog sahibi Filiz'in kahvesi o alevler sayesinde masamızda uzun süre kaynadı. Çok ilginç bir görüntüydü.

Günün bitimine yakın davetime iştirak edip, beni kırmayıp gelen konuklarımıza kısa bir teşekkür konuşması yaptım. Buradan bir defa da takipçilerimin huzurunda teşekkür ediyorum, iyi ki geldiniz:)

Tüm Ciğeristan ekibine, bizi bu kadar güzel ağırladıkları için de ayrıca teşekkür ediyorum. Sık sık gittiğim için karşılıklı teşekkürü de muhakkak edeceğim.
Bu arada Ramazan-ı Şerif yaklaşıyor. İftar yemekleri Ciğeristan'da bir başka oluyor benden söylemesi. 

Tadım Etkinliğimize Katılan Blog Yazarları
(alfabetik sıra ile)


Badem Çiçeği
Filizza Blog
Gülümse Yüzüme
Hüzün Sarısı
Keyifli Sofram
Lezzet Tramwayı
Nurdan Göksu (Sosyal Medya Kullanıcıları Adına)
Pasta Kasrı

Sevgiler...






Devamını Oku »

7 Nisan 2015 Salı

Bahara Merhaba Partisi'nden Notlar

7 Nisan 2015 Salı
Merhaba Arkadaşlar,
Bundan yaklaşık 1.5 ay evvel bir etkinliğe davet edildim. Organizasyonu yapan isimleri görünce hemen kabul ettim.
Etkinlik sahipleri Mutfak ve Tatlar blog yazarı Selma Mollaoğlu, Ev Atölyesi yazarı Sibel Yalçın, Aren And Family blog yazarı Funda Aydeniz ve Oya's Cuisine yazarı Oya Emerk.
Benim için yaptığım ve gittiğim organizasyonlarda esas olan güler yüz ve sıcak bakışlar. Ben bugüne dek yaptığım organizasyonlarda bu anlamda ne kadar başarılı oldum konuklarımın takdiri ancak gittiğim bu etkinlikte o sıcak bakışlar ve gülümsemeyi bolca gördüm. Dolayısı ile de çok memnun kaldım.


Gelelim etkinliğin detaylarına: Ana sponsoru Hotpoint olan bu güzel organizasyonu tek postta anlatmam mümkün olmayacak, bu sebeple iki bölüm halinde yazmaya karar verdim. Yani ürün sponsorlarını bir sonraki yazımda okuyacaksınız. Şimdi etkinlikte yaşadıklarımız ve hizmet sponsorları karşınızda:)
04 Nisan 2015 Cumartesi saat 14.00 gibi Feronaya Hotel'e gittim. Otel girişinde, asansör yanında bahar gibi bir tabela karşıladı beni. Asansörü beklerken hemen fotoğrafladım.
Yukarı çıktığımda özenle hazırlanmış masaları  gördüm, yaka kartımı alıp adıma hazırlanmış bölüme oturdum. Belirtmeden geçmeyeyim otelin denk geldiğim tüm bölümlerinde  çalışanlarını çok başarılı buldum.

Program başladı ve etkinliğe emek veren 4 özel ve güzel kadın açılış konuşmalarını yaptılar. Günün mimarlarını de bize tanıttılar. Otelin aşçısı ve 82 yılından beri aynı işi yapan şefi. 


 Bi Mutfak İki Şef yazarlarından Özlem Mekik hem Ziyade Fasıl isimli mekanı ile sponsorlarımızdandı hem de partinin blogger konuklarındandı. Açılış konuşması sonrası katılımcı bloggerlara tek tek mikrofon uzatarak, birbirini tanımayanların bilgi sahibi olmasını sağladı. Enerjisi çok hoştu. 

Güzel bir sürpriz karşıladı bizi. Özellikle benim için çok iyi bir sürprizdi. Duru ve tertemiz sesi ile Özge Eyüpoğlu sahne aldı. Müzikle olan yakınlığımı bilirsiniz ve ben bu sesi çok beğendim. Sizin de dinlemenizi isterim videosu işte burada

Bizler için çok güzel tatlar hazırlanmıştı. Tam bir görsel şölen vardı.


Kod Sekiz bir çok önemli günü ölümsüzleştiren bir marka. Evlilik teklifinden tutun da, bekarlığa veda partilerine. Düğün organizasyonlarından ses ışık hizmetlerine kadar bir çok projenizde size destek veriyor. Etkinliğe hediyesi ise iki kişiye helikopter turu oldu. 

Ziyade Fasıl da sponsorlar arasındaydı. Çekilişle bir kişi belirlendi ve mekanın konuğu olacak. Adını daha önce de duyduğum bu mekana artık gitme vakti geldi sanırım:)

Bahara Merhaba Partisi'nde  daha bir çok sponsor vardı, bahsettiğim gibi onlar bir sonraki yazımda sizlerle paylaşacağım. Sponsorların hoş yarışmaları da oldu onlardan da bahsedeceğim tabi.
Buradan bir kez daha etkinliği düzenleyen 4 başarılı kadına teşekkür ediyorum, güler yüzleri için misafir ağırlamanın nasıl olacağını bilmeyenlere gösterdikleri için ;)
Yazının devamında görüşmek üzere.
Sevgiler







Devamını Oku »

14 Ocak 2015 Çarşamba

Ah Şu Yemek Programları!

14 Ocak 2015 Çarşamba


Tv kanalları fazlalaştıkça, ilgililer yayın saatini nasıl doldururuz derdine düşüp arayışa geçiyorlar.

Maliyeti en az ve zaman olarak çekip uzatabilecekleri seçenek ise yemek programları oluyor.

Son günlerde bolca tv izleme fırsatım oldu. Kanal turlarında sık sık yemek programları ile karşılaştım, bazılarını izledim.
Çok güzel yemek yaptıklarını kusursuz yemek yaptıklarını zannedenlerin, hiç iddiası olmayan biri olarak bir çok hatasını buldum sizinle de paylaşmak istedim.
Mutfakta temizlik ve hijyene önem herkes için çok önemli değil mi? Sözde bu programda yemek yapıp sunanlar için de öyle.
Fakat yaptıkları ile söyleyip savundukları arasında o kadar fark var ki! Bir kısmında en belirgin hata şu: Saçlar uzun, fönlü omuzdan aşağı sarkıyor, hanımefendi orada yemek yapıyor bir de hijyenden bahsediyor. O saçlardan kaç tel iniyor acaba o yoğurduğu köftenin içine veya açtığı yufkanın içine? Onu geçtim saçlar, yapısı itibari ile toz toplar dipten uca kadar. O tozların hepsi yapılan yemeğin içinde yiyene afiyet olsun!
Başka bir örnek, diyor ki "ben eldiven takmam hijyenik olduğuna inanmıyorum". Peki eldiven hijyenik değil de senin sedefli beyaz ojelerin ne kadar hijyenik? Demek ki bunu soran olmamış kendisine bugüne kadar!
Bir beyefendi ise parmak üstündeki kıl tüy yoğunlu ile eldivensiz mercimekli köfte yaptı. Buyurun buradan yakın! Bunun hakkında daha fazla yorum yapmasam iyi olacak.
Ve ortak bir hata daha. Herhangi birşey yoğuruyorlar elleri yağlanıyor. Oradan bir kağıt havlu çekip siliyorlar ellerini tamam temizlendi eller.
O ellerle diğer işlerini yapmaya devam ediyorlar. Ama hala hijyenden bahsetmeyi ihmal etmiyorlar.
Bunlar dışında yemeklerin ait olduğu yöreleri karıştıranlar, samimi olmak adına saçma sapan anılarını anlatanlar gayet sinir bozucu.
Bu programlarda bir husus daha var dikkatimi çeken; evde olan beş malzeme ile kolay yemek yapacağız şimdi diyor ve o beş malzeme arasında avokado diyor. Kaç evde hazırda avokado bulunur? Şimdi meyve salatası yapalım, meyvelerinizi atmayın israf etmeyin diyor kivi ve muzun da içinde olduğu meyveler çıkartıyor ve başlıyor hazırlamaya. Güya ekonomik davrandı. Yahu burası Türkiye! Burada açlık sınırında seni izleyenler var, muzu tane ile alanları biliyorum, gözlerimle gördüm. Çöpe atma ziyan olma gibi bir durum söz konusu bile değil bir çok evde.
Sen nerede yaşıyorsun sayın yemek ustası!
Yemek programlarına karşım tepkim bunlarla sınırlı değil. Ramazan aylarını hatırlayın lütfen. Her kanalda gündüz kuşağında bir usta yemek yapıyor. Güya iftar için fikir veriliyor. Tatlılar tuzlular bir kg kuşbaşı etle yapılan dört kişilik yemekler. Yukarıdaki örnekte de altını çizdiğim gibi bir kg kuşbaşı eti dörde bölüyor benim işçim dört ayrı yemek yapıyor! Hadi bunu da geçtim millet oruçlu canı çekmiyor mu orada yapılanları? Yok onu düşünen kim? Sabah bir başlıyorlar peş peşe tarifler çeşit çeşit, masalar döşeniyor sunumlar nefis. İftar sonrası bir sürü abuk dizi, izle izle bitmez. Bir kanalda demiyor ki iftar sonrası bu tarifleri verelim insanların nefsine darbe yapmayalım yazıktır günahtır diye.
Yemek programları dışında bir de yemek blogları var. Ben de bir blog yazıyorum, bir yaşam blogum var. Bu sebeple her türlü blogu takip ediyorum.
İşini gerektiği gibi yapan yemek blogları elbette var ama gözüme fazlası ile batanlar da azımsanmayacak kadar çok.
Onlar neler yapıyor derseniz izah edeyim. Hanımefendi yemek tariflerini yazmak için blog açmış ama blogunu veya sosyal medya hesaplarını incelediğinizde asıl amacının görkemli yaşantısını tanıtmak olduğunu görüyorsunuz. Bir yemek blogu neden evindeki lüks yaşantısını fotoğraflasın ki? Yaptığı yemeğin fotoğrafını çekerken çok şık mutfağını gösterecek diye fotoğrafın az bir kısmında asıl amaç olan yemeği  görebiliyorsunuz. Bir başka yemek blogu aşamalarla fotoğraflamış yaptığı yemeği, olması gerektiği gibi ama yuvarladığı kurabiyenin hamuru tırnaklarının içinde, baktığınızda görüyorsunuz.
Bu yazıyı okuduktan sonra karnınız mı acıkır siniriniz mi bozulur biliyorum ama belki bu kendini kusursuz zannedip, orada burada boy gösterenler denk gelir diye yazmak istedim. Kimbilir belki hataları ile yüzleşirler.
Mesele kaş yapayım derken göz çıkarmamakta değil mi?
Sevgiler


Devamını Oku »