Gün Evinizde Başlar Hüzün Sarısı'nda Devam Eder...

Ben Küçükken Mimi:)




Merhaba Arkadaşlar:)
Tariflerini zevkle takip ettiğimiz Renkli Pasta Sepeti blogu Nahide Hanım, beni "ben küçükken" miminde etiketlemiş. Oldukça heyecanla yazacağım bir mim olacak, belki arada duygusallaşırım. Öyle ya çocukluk anıları, o masumiyetin hatırlanması kimi etkilemez ki. Hemen geçeyim ben çocukken nasıldım anlatmaya:)

Atatürk'ten kısa bir süre sonra doğmuşum o kadar eski yani, tam hatırlamıyorum tarihi .p Mart soğuğunda, yeni evli bir çiftin ilk çocuğu olarak İstanbul'un tam ortası Fatih'te. 3-4 yaşından sonrası başlıyor hatıralar canlanmaya. Bir kere çok bilmiş bir kız cocuğuydum, öyle bir çocuğa ben katlanabilir miyim bilmiyorum işin açığı. Bir çocuk herşeye karışıp fikir beyan eder mi? Ben büyümüş, sonra küçülmüş gibi dır dır çene.
4 yaşında filan komşumuz Nilgün abla beni çalıştığı bankaya götürürdü. O zaman böyle banko sistemi değildi bankalar, herkesin odası vardı. Mekanik bir daktilo verirdi bana bir sürü de kağıt. Çat çut gelişi güzel basardı o sert harflere sonra Nilgün abla bu bitti başka kağıt tak derdim. Hiç üşenmez üf demez gelir yeni kağıt takardı ben yine saçma sapan yazılar yazardım ciddi bir iş yapıyormuş edasıyla.
Dayımın tayini İstanbul'a çıktı, ben yine 5 yaşındayken. Sakarya'dan geldi 3 ay kadar bizde kaldı o arada bana okuma yazma öğretti. Yolda tabelalar, yerde bulduğum gazete parçaları ne bulduysam okurdum annemin elini bırakıp.
7 yaşında okula başladım, okuma yazma bildiğim için onlar çizgi çubuk yaparken ben sıkılıyordum. Öğretmenim (kulakları çınlasın canım içi kadın Nursel Topçu), bir üst sınıfa vermek istedi beni annem kabul etmedi.
Ben çocukken evimin pazar kahvaltıları çok önemliydi. İşte bunu yazarken ağlayabilirim. Babam sadece pazar günleri bizimle kahvaltı ederdi çünkü. Herkesten önce kalkar haftalık kahvaltılığımızı Sinan Market'ten alır (o zaman böyle market zincirleri yok, şarküteri tarzı marketler var). Annem o arada çayı demler sallan yuvarlan saat 11 olur kahvaltı masası kurulur.  Ailece kahvaltı yaparız ve tek kanal olan TRT de bir western filmi başlar. John Wayne veya Robert Redford ya da Rock Hudson kement çevirir at üzerinde. Heyecanla izleriz:)
Annemin ailesi Sakarya'da olduğundan her yaz oraya giderdik ben küçükken. Orayı memleketimiz bilirdik. Gideceğim netleştiğinde uyku girmezdi gözümüze kardeşimle birlikte heyecandan. Daha Boğaz Köprüsü'ne gelmeden "ne kadar kaldı anne" diye sormaya başlardım; yol beni tutardı:)
Ben küçükken babamın ailesi hep bize gelirdi inanılmaz kalabalık olurdu ev. Bir defasında yemek masasında yer yok, çocuklar için yere sofra bezi sererek hazırlamışlar yemekleri. Ortalığı yıktım ben büyüdüm, ben de masa yiyeceğim diye:)
Oyuncaklarla arası olmayan bir çocuktum ben. 6 yaşında tutturdum el işi öğrenicem diye. Annem bana tığ ile zincir çekmeyi öğretti. Sordum, ben şimdi bu zincirle ne yapıcam dedim. Perde kenarına süs yapıyorsun dedi. Nasıl sevindim işe yarar bişey yaptığımı düşündüğüm için anlatamam. Sonra kendimi geliştirdim zincirle kolye yüzük filan yapmaya başladı:)) Her gelen misafire yüzük yapıyordum, onlar da aaa ne güzel olmuş diyorlardı ben de çok seviniyordum.
Ben küçükken yeni yıl kutlamaları dansöz ve tombaladan ibaretti sanki, he bir de fırdöndü vardı. Fırdöndü oyununda halam kadar şanslı birini tanımadım:)
Ben küçükken dizi seyredilirdi yine tek kanallı dönemde. Dallas, Flamingo Yolu ve Bizim Ev aklımda kalanlar. Ben o zaman da sevmezdim dizileri takip etmeyi bugün de değişen pek bir şey yok. Hatta Asmalı Konak dizisini yarım bölüm bile seyretmediğim için hakarete uğruyordum geçenlerde o derece uzağım. Bir kaç oyuncu var çok beğendiğim onların olduğu projelere bakmaya çalışıyorum ara ara.
Ben küçükken Nilüfer hayranıydım, o da değişmedi hala tek hayran olduğum ünlü Nilüfer:)
Ben küçükken de anaç bir yapıya sahiptim, 7 yaşında yeni doğan kardeşimi ayağımda sallamak onu uyutmak için anneme yalvarırdım. 10 yaşına geldiğimde banyosu benden sorulurdu kardeşimin. 
Uykuyu .çok seven bir çocuktum, top tüfek davul ile uyandırırlardı beni ama şimdi uykuya hasret bir hayat yaşıyorum:)
Küçükken ben çok mutluydum ama çok. Annem babam kardeşimlerim, herşey ne kadar güzeldi bir bilseniz. Bugün de hamdolsun hepsi yanımda hepsi benimle ama çocukluğumda yaşadıklarım aklıma gelince "keşke büyümeme şansım olsaydı, böyle bir seçeneğim olsaydı" demekten alamıyorum kendimi.
Ben de bu özel mimi yanıtlamak isteyen herkesi mimliyorum.

Sevgiler

24 yorum:

  1. Ben de bazen keşke büyümeseydik düşünürüm. Ama doğanın dengesi nasıl yürütecekse bizi yürütüyor işte. Yaşadığımız her anın tadını çıkara çıkara büyüdük biz. Teknolojinin, alışveriş merkezlerinin, marketlerin, çok kanallılığın, cep telefonunun ve hatta akıllı telefonların ve hatta ev telefonlarının bile olmadığı, internetin olmadığı bir ortamda, dolu dolu ve keyif alarak büyüdük biz.
    Yan masada veya yer sofrasında olurdu yerimiz kalabalık ortamlarda..:) O zincirlerden bir yumak bitirdim ben de ..:) Gittiğim her yere yanımda götürür, oturup orda örerdim ki, herkes görsün... Hele bir de "aaa.. bakim napıyorsun..." dediklerinde gururla yerimden kalkar gidip gösterirdim zincir yumağımı..:)
    Bu mim bizleri nerelere götürdü.. Güzel yıllardı. Anı olarak geçmişin sayfalarında yerini aldı... Oralara yolculuk yapmak sanırım hepimize iyi geldi..:) Zaman ayırıp mim yazını yazdığınız için teşekkür ederim..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında yazıp ekleyeceğim o kadar şey vardı ki buraya ama burnumun direği sızlamaya başladı yazarken:)
      Ben teşekkür ederim etiket için:)

      Sil
  2. Çok güzel ve duygusal olmuş. Bende küçükken yazdıklarına yakın şeyleri yaşadım. Biraz daha eskileri olabilir yaş itibariyle. Bayramlardan bahsetmemek için özel bir sebebin olabilir diye düşündüm. Alınan ayakkabı ve elbiseler hep basucuna yakın uyuyanlardandim. Sevgiler beni de duygulandirdin. Hep hatırlanacak güzel günler olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bayramları nasıl olmuş atlamışım ben. Bir gri rugan ayakkabı hikayem var ki evlere şenlik:)

      Sil
  3. çok güzel bir yazı olmuş. Elinize sağlık

    YanıtlaSil
  4. aramızda fazla yaş farkı yok sanırım :)) Ben de o günleri özleyenler denim.Hatta evlatlarım da acaba bizim gibi özlemle anacakları bir hayat geçiriyorlar mı ? demeden edemiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muhakkak yarınlarda bugünleri anacaklar özlemle bu zincir bu şekilde gidecek:)

      Sil
  5. Bu mmim bizi özlediğimiz günlere götürdü..BEN DE zincir çekmeyi öğrenince çok mutlu olmuştum..Yüzükler:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah o yüzükler ve tanıdıkların parmağına takip çok beğenmiş rolleri yapmaları:)

      Sil
  6. Ben de keşke büyümeseydim diyen gruptayım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Duygusal anlarımda çok aklıma gelir bu düşünce

      Sil
  7. zevkli bir mim vaktim olursa ben de yapacağım inşallah :-))

    YanıtlaSil
  8. yaş aldıkça "keşke büyümeseydim" sözünü daha sık kullanır oldum ben de..Western filmleri eşliğinde ailece yapılan Pazar kahvaltıları benim de burnumda tütüyor..en çok da annem tabii :(( bu mimi hangi blogda okursam okuyayım gözlerim doluyor..bir cesaret edip ben de yazacağım ilk fırsatta..

    YanıtlaSil
  9. Çocukluk anıları bir başka oluyor okurken benım cocuklugum akılma geldı gerçekten güzel bir yazı olmuş kalemınıze saglık Sevgiler Lezzettramvayı

    YanıtlaSil
  10. Cocukluk anilari cok guzel gece n yillar kocaman bir aile.Herkes yaninda .Simdilerde memleketten uzak cekirdek bir aile yasami .Cok guzel anlatmisin benim cocuk yillarim geldi aklima

    YanıtlaSil
  11. Çocukluk anılarımızı ne kadar yazsak bitmez sanırım. O pazar kahvaltıları ne değerliydi,ne büyük zenginlikti.Mutlu bir çocukluk geçiren nesiliz.Ne mutlu bize.Çok güzel anlatmışsınız.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  12. çok güzel bir yazı olmuş bloğunuzu takipdeyim bende beklerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Gün içinde uğradım blogunuza:)
      Sevgiler

      Sil

Responsive Blogger Tema Tasarım : Sosyal Medya Kafe
Hüzün Sarısı COPYRİGHT © 2014 TÜM HAKLARI SAKLIDIR.