Gün Evinizde Başlar Hüzün Sarısı'nda Devam Eder...

Kim Garip Kim Değil?

14.Ekim 2014 Magazinmatik.com'da yayınlanan yazım.





Oldukça garip bir soru ve başlık öyle değil mi? Evet öyle, çünkü biz çok garip bir milletiz.

Yıl 2009. Bir gece çöp toplayıcı bir vatandaşımız çöp konteynerinde bir ceset buluyor. Başı gövdesinden ayrılmış bıçakla delik deşik edilmiş henüz 17 yaşında bir genç kız cesedi. Gitar kutusuna sıkıştırılmış biten bir hayat. Üzerinde kimliğini gösteren bir belge yok, cep telefonu yok. Yakınlardaki farklı bir konteynera atılmış dershane kimliğinden teşhis ediliyor adı Münevver Karabulut.
Soruşturma başlıyor hemen, kim kıydı bu cana bu kadar hunharca? Polis onun da kim olduğunu buluyor soruşturma sonunda Cem Garipoğlu! Ama kendisine ulaşmak mümkün değil. Çok ünlü olan amcası, annesi babası sorguya alınıyor ama nafile Cem Bey'i gören yok!
Efendim uzatmayalım hakkında kırmızı bülten çıkartılıyor 186 ülkede aranıyor küçük bey. 197.gün avukatı tarafından teslim ediliyor adalete.
Gelelim farklı detaylara. Adli tıpta yaşanan sperm skandalını biliyorsunuz değil mi? Böyle bir skandal olamaz. Peki ölen kızın babası Süreyya Karabulut'un Hayyam Garipoğlu'ndan  3 milyon euro istediğini? Ve sonrasında bu duyulduğunda "ben o parayla MS hastaları için hastane açacaktım" dediğini? Bu acılı baba(!) Garipoğlu Holding önünde kırmızıya boyanmış bir testere ile eylem yaptı. Gerçi ben ona eylem değil show diyorum (inanılır gibi değil).
Bu olay gündemde olduğu sırada Celalettin Cerrah bir açıklama yaptı "kızlarına sahip çıksalardı" dedi korkunç bir tepki aldı. Haksız değildi. 17 yaşında bir kız çocuğu iki sevgili sahibi olacak (Teğmen vardı bir de) saatlerce, gece boyu evden uzak kalacak ama aile çocuğun cesedi bulunduğunda durumu farkedecek. Korkunç bir hikaye bu.
Cem'in ailesinin olayların bu noktaya gelmesindeki katkısı azımsanamaz tabi. En az Münevver'in ailesi kadar suçlular. Belki o çocuk küçük yaşlarından beri ülke ülke gezip ailesinden uzak yaşamasaydı, aile sıcaklığı ve samimiyetinin ne olduğunu bilseydi bu boşluğa düşüp hem bir genç kızın hem de kendi hayatının celladı olmayacaktı.
Son duruma gelelim. 10 Ekim 2014 tarihinde Silivri Kapalı Cezaevinde Cem Garipoğlu'nun kendini  astığı açıklanıyor ve defnediliyor. sonra söylentiler başlıyor. Hayır kendini asmadı hapishanede öldürüldü. Veya ölmedi yurtdışına kaçırıldı diye sosyal medya yıkılıyor. Ülkemizin içinde bulunduğu her türlü durumu unuttuk, şimdi tek derdimiz bu çocuk intihar mı etti, yoksa birileri tarafından ölüme mi sürüklendi veya bunu yurtdışına mı kaçırdılar? En az 10 gün daha konuşulur bu. Daha sonra zavallı kızın babası bir show daha yapmazsa unutulur gider.
Basının bu gibi olaylarda asla etik davranmadığını da eklemek zorundayım. Bu olayın haberini "kesik baş cinayeti" diye verdiler mesela. Bu ne kadar vicdanlı bir davranış. Süreyya Karabulut'un yaptığı herşeyi yayınladılar onu amacına ulaştırdılar. Biri çıkıp diyemedi ki "kızının cesedi üzerinden ne kazanma peşindesin biz alet olmayız bu duruma" diye.
Fakir kız ile zengin erkeğin aşkı ebeveyn hataları yüzünden küçücük yaşlarında bu acılarla bitiyor.
İşte tüm bu sebeplerden dolayı yazıma bu başlığı uygun gördüm.
Evet dip toplamda biz garip(!) bir milletiz.
Sevgiler

Yazının sitedeki hali için TIK TIK
Not: Konu ile ilgili yorumlarını bekliyorum:)








2 yorum:

Responsive Blogger Tema Tasarım : Sosyal Medya Kafe
Hüzün Sarısı COPYRİGHT © 2014 TÜM HAKLARI SAKLIDIR.