Gün Evinizde Başlar Hüzün Sarısı'nda Devam Eder...

Bir Müslüm Gürses Geçti. Yüreğimizden...

Bir kez daha merhaba;
magazinmatik.com da bu hafta köşemde yazdığım yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Fotoğraflar için Müslüm Gürses Resmi Sayfası admini Bünyamin Özgür'e çok teşekkür ediyorum.
Yazının sitedeki hali için TIK TIK

Sevgilerimle




Bir Müslüm Gürses Geçti. Yüreğimizden...


Bir önceki yazımda arabeskten bahsetmiştim. Ortalığı kasıp kavurduğu günleri, bir çok ismi yıldız yaptığı günleri anlatmıştım ve sonra yok olmaya yüz tuttuğu günleri.Sebepleri ile.



O günden beri düşünüyorum o yazıda isimleri yazdığım hayatları. Kimler, kimler kimler... Birini hayatı, yaşadıkları ve hayranları ile irdelemeliydim. Bana en yakın, birebir tanıdığım çalıştığım Müslüm Gürses en iyi seçimdi benim için.
Bir biyogrofi olarak düşünmeyin, o her yerde var; bu bir ustanın hayatını benim yorumlayışım nacizane.
Anne ve kardeş acısını çok genç yaşında yaşamış ve tanışmış acıyla. Bana göre yaşamının her noktasında muhatap olmak zorunda kaldığı bir duygu acı. Arada olan güzel şeyler sadace ona oksijen, nefes alması için olmuş, olduysa.
Bir çay bahçesinde başlayan müzik macerası yıl 1965. Soyadı değişir Gürses olur. Sonrasında ilk 45lik yıl 1968 (Adana basımı). Ardı ardına çıkmaya devam eder 45likler. Ve herşey yoluna girdi derken 1979 yılında yaşadığı korkunç trafik kazası. Kendi tabiri ile öbür uykuya geçmesi.



1981 Muhterem Nur ile tanışır bir turnede. Son nefese kadar sürecek birliktelik başlar. Bu noktada bilmeyenler için hatırlatma gereği duyuyorum. O dönem hayran kitleleri güçlü olan Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur ve İbrahim Tatlıses dahil tek resmi nikahı olan çift Muhterem Nur ve Müslüm Gürses idi (1985).
1986'da çıkan Küskünüm isimli kaseti 4.350.000 adet satıyor. Daha fazla satan bir albüm var mı? Varsa da ben bilmiyorum.


Ona "baba" lakabı uygun görüldü hayran kitlesi çok büyüdü ve hayranlarının jiletlerle kendilerini kesmesi alışılan bir durum oldu. Peki neden diğer ünlülerin hayranları değil de, Müslüm Gürses hayranları bunu yapıyordu? Adana da organize ettiğim bir konserde, ben sahnede ustayı anons ederken onu bekleyen hayranlarının tam karşımda kollarını kestiğini ve kesilen yerlere gazete kağıdı kapadığını gözlerimle gördüğümde bunun üzerine gitmem gerektiğini düşündüm.
Şöyle bir baktığımızda bu eylemin geçmişte daha fazla olduğunu görüyoruz. Müslüm Gürses'in şöhret olmaya başladığı yıllara dönelim tekrar. Ekonomik şartlar sebebi ile köyden şehire göçün, çalışmaya yurt dışına gidişlerin bol olduğu dönemler. Ülkede ya zengin var ya fakir, ortası yok. Margarin, tüp almak için insanların kuyruğa girdiği o berbat dönemler. Aile içinde ekonomik şartlar sosyal iletişimi engelliyor.Herkes mutsuz, herkes ekonomiye kilitli, herkes hayata tutunma peşinde. Zengin fakir ayırımından veya yine ekonomik sorunlardan sevdiğine kavuşamamış gençler. İşin özü mutsuz bir çoğunluk! Bir adam çıkıyor ve isyan dolu eserler söylüyor. Kendisi de acı dolu bir hayat yaşadığı için dinleyicisine bu duyguyu geçirebiliyor. İsyankar, Esrarlı Gözler, Hayatımı Sen Mahvettin, Yıkıla Yıkıla Yaşayan Benim diyor ve zaten mutsuzlukta dibe vurmuş insanlar, darmadağın ruh hallerinden sebep Müslüm Gürses şarkılarına kendilerine zarar vererek eşlik ediyorlar, o dönem için bu onların isyan şekli.Halkın onu çok fazla sevmesinin bir nedeni de nedir biliyor musunuz? Ona her yerde rastlamak, fotoğraf çektirmek muhabbet etmek mümkündü. Asla kendini ulaşılmaz bir yere koymamıştı. Sıradan bir çorbacıda çorbasını içerken onu görmek yanına gitmek imkansız değildi. Halktan hiç soyutlamadı kendini.
Yıllar geçtikçe aynı tepkiyi verenler azalıyor. 1980 lerde jilet ellerinde Müslüm Gürses konserine gelenler şimdilerde evli çoluk çocuk sahibi. Kollarında jilet, yüreklerinde Müslüm Gürses'in izi var.
Zaman ilerliyor ve daha önce bahsettiğim arabeskte düşüş başlıyor (bknz:bir önceki yazım). Arabesk albümler eskisi gibi satmadığından yapımcılar tarafından tercih edilmiyor. Gazinolar kapanıyor, konserlerde arabesk tercih edilmiyor ve Müslüm Gürses'e tarz değişikliği teklif ediliyor. İsteyerek mi yoksa kazanç için mi hala bilmiyorum, usta bu teklifleri kabul ediyor pop ve rock eserler seslendiriyor. O dönem konuştuğum hayranlarının hepsi buna tepkili, damar tabir ettikleri müziği bekliyorlar ama olmuyor yıllar boyu. Sahne programları ve konserlerinde yine arabesk okuyor Müslüm Gürses ama televizyon ve albümlerde daha esnek eserler okumaya devam ediyor. Evet, entel bir kitle oluşturuyor kendine. Zamanında Müslüm Gürses dinlediğini söylemeye çekinenler arabalarında Müslüm Gürses cd leri ile yolculuk yapmaya başlıyor. Gel gelelim gerçek kitlesini gücendiriyor. Takip ettiğimizde görüyoruz bahse konu kitle yine, Sadece, Senin Hasretin Varken, Sende Kalmış gibi eserleri tekrar tekrar dinlemekten bıkmıyor.

Yıl 2012 usta rahatsızlanıyor, önce sigarayı bırakıyor. Doktorlar ameliyat diyor, o esnada Müslüm Gürses le iki albüm birden çalışıyoruz. Albümün birini tamamlıyor cd kopyayı alıp evine gidiyor, dinliyor. Bir iki şarkının yeniden okunması lazım diyor telefon açıyor ve tüm ekibi stüdyoda topluyor. Yönetmenimiz Kemal Arapoğlu, yapımcımız Yusuf Ziya Oran ve diğer ekip arkadaşlarımız. Huzursuz olduğu bölümleri söylüyor tekrar okuyor. Ertesi sabah ameliyatı var. Stüdyo kapısında arabayı beklerken Mecidiköy de bulunan büyük iş merkezlerine bakıp "bunları buraya neden diktiler, ne gerek vardı" diyor dalgın bakışlarla ve sonra Ziya Bey'e dönüp "ben ölürsem bu albümün adını Veda koyun" diyor. Sabah gülerek giriyor ameliyata olabildiğince pozitif. Ve ameliyattan sonra yaklaşık 4 ay yoğun bakımda yatıyor. 03 Mart 2013 sabah 09.30 da biz onu kaybediyoruz.
Dedim ya! Bir Müslüm Gürses geçti taa yüreğimizden...

2 yorum:

  1. Allah rahmet eylesin. Ben bazı parçalarını -entel- sanırım tanımlanacak. O hali daha iyi. Orhan Gencebay'ın şarkısını da diziden sevmiştim beni böyle sev

    YanıtlaSil

Responsive Blogger Tema Tasarım : Sosyal Medya Kafe
Hüzün Sarısı COPYRİGHT © 2014 TÜM HAKLARI SAKLIDIR.